<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!--RSS generated by Flaimo.com RSS Builder [2010-01-08 13:51:11]-->
<rss version="2.0"><channel><docs>http://tr.mylivepage.com</docs><link>http://tr.mylivepage.com</link><description>tr.mylivepage.com :: MyLivePage</description><title>tr.mylivepage.com</title><image><title>tr.mylivepage.com</title><url>http://avatar044.mylivepage.com/chunk44/1682344/2.gif</url><link>http://tr.mylivepage.com</link><description>tr.mylivepage.com :: MyLivePage</description></image><category>Other</category><ttl>60</ttl><item><title>OSMANLI BELGELERİ’NDE     DERSİM TARİHİ</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/1038/OSMANLI%20BELGELER%C4%B0%E2%80%99NDE%20%20%20%20%20DERS%C4%B0M%20TAR%C4%B0H%C4%B0%20</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Geschrieben von zamamonan am 18. Februar 2004 20:51:10: &#13;
AHMET HEZARFEN &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Osmanlıca’dan Çeviri) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CEMAL ŞENER &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Yayına Hazırlayan) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;OSMANLI BELGELERİ’NDE &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DERSİM TARİHİ &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Osmanlıca-Türkçe 50 Orjinal Belge) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mustafa Kemal Atatürk ve Diyab Ağa’nın dostluğuna saygılarımla... &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ahmet Hezarfen &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“... Şayet hükümet hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse âbâ vü ecdâdımızın eskiden Yukarı Türkistan, Horasan vilayetine bütün mensubini aşiretimizle hicret etmeğe himmet buyursun...” Seyit RIZA (1938 Dersim Olayı Öncesi) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Askeri Tarih Str. Etüd Başk. Arşivi. Doç. Dr. Yaşar Kalafat &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şark Meselesi ve Şeyh Sait Olayı s. 24-25. Doç. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Dersim Sancağı s. 19) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SUNU... Cemal ŞENER &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Osmanlı Belgeleri’nde Dersim Tarihi” adlı kitap yaklaşık 50 adet Osmanlıcabelgenin Türkçe’ye çevrilmesinden oluşuyor. Belgeler 1720-1840 yılları arasında Osmanlı Arşivi’ndekiMühimmeDefterleri kararlarından alınmıştır. Adı geçen belgeler Türkçe’ye ilk defa kazandırıldı. Bölgenin tarihi açısından şüphesiz özel öneme sahip belgelerdir. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Osmanlı Tarihi’nde Yavuz Sultan Selim - Safevi Şah İsmail arasında gerçekleşen Çaldıran Savaşı bölge açısından ve Türkmenler ile Osmanlı yönetimi açısından önemli bir kırılma noktasıdır. Adı geçen belgeler, Çaldıran’dan yaklaşık 200 yıl sonraki durumu tesbit ediyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yayınlanan belgelerin iyi anlaşılması için bölge tarihine kısaca bir göz atmakta yarar olur kanısındayım. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dersim yada bugünkü adı ile Tunceli; Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alıyor. Doğusunda Bingöl, Batısında Malatya, Kuzeyinde Erzincan, Kuzey-Doğusunda Erzurum, Güneyinde Elazığ bulunuyor. Toplam yüzölçümü 7774 kilometre karedir: Nüfusu yaklaşık 90 milyondur. (2003). &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tarihçiler Dersim’i; 1) DoğuDersim; Mazgirt, Kığı, Çarsancak (Peri), Nazimiye vePülümür ile; 2) Batı Dersim; Hozat, Çemişgezek, Pertek, Ovacık ve Kemah diye ikiye bölerek anlatırlar. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Osmanlı tahrir defterlerinde, Türkmanân Ekradı topluluğundan olduğu belirtilen Dersimli Aşireti adını bu bölgeye vermiş olabileceği gibi, Der ve Sim yani Gümüş Kapı tanımlamalarındanda bu bölge ismini almış olabilir. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tunceli halkının tarihi, Anadolu’nun Tarihi ile koşuttur. Tunceli Tarihi’ne bakıldığında; Kimmer Türklerinden, Saka-İskit Türkleri’nden, Hun Türkleri’nden (363-367) Ağaçeriler’den (466) izleri Dersim’de görmemek elbette olası değil. Selçuklu Devleti Anadolu’yu hakimiyeti altına aldığında bölgede; Saltuklular (Nazimiye), Mengücekler (Pertek, Hozat, Ovacık, Çemişgözek, Kemah) etki alanlarında kalır. 1231 yılında Moğollar’ın akımlarından kaçıp Dersim’e sığınan Celalettin Harzemşah’ı bugün bile yaşlı Dersim’lilerden dinlemek olasıdır. Celalettin Harzemşah’ın bir Şafi Kürt tarafından nasıl öldürüldüğünü ve o’nun mezarının bugün Tunceli’nin Munzur Baba ile birlikte en çok ziyaret edilen mekân olan Sultan Baba yadaDüzgün Baba (Tujik Baba) olduğunu yaşlı Tunceliler torunlarına anlatmaya devam ederler. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dersim’in Mogol hakimiyetini, İlhanlı hakimiyetini, Timur’lu zamanları, Karakoyunlu Hükümdarının yönetimindeki Erzincan, Erzurum veDersimi saymazsak tarihten önemli bir sayfa eksik kalır. Çaldıran’da Safevi Türkmen Şahı Şah İsmail’e yardım eden birçok Türkmen boyunu Osmanlı cezalandırınca kendilerini Dersim dağlarında bulurlar. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tarihçilerin tesbitlerine göre bazı Türkmen Aşiretleri bu tarihten sonra Türkçeyi veTürklüğü unuturlar ama daha sıkıca Aleviliğe sarılırlar. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı kaynaklar Dersim bölgesinin 1506 da Osmanlı hakimiyetine geçtiği belirtilsede belirtilen tarihin 1514 olma olasılığı daha yüksektir. Osmanlı bu yıllara dek Dersim’e girememiştir. Erzincan ve havalisi Valisi Nur AliBey’i Safevi Devleti göndermektedir. Osmanlı Veziri, Bıyıklı Mehmet Paşa Nur Ali Halife’yi Cemişgezek bölgesinden çıkarmak ister. Ama ondan önce Pir Hüseyin Bey bu işi gerçekleştirir. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tarihçi Bilal Aksoy, Dersim Tarihi kitabında “Bölgede Osmanlı hakimiyetinin tesis edilmesinden sonrada, aşiretler arası mücadelenin bütün Osmanlı tarihi boyunca devam ettiği görülmektedir;” diyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pir Hüseyin Bey’in vefatından sonra Dersim bölgesindeki durum yine karışmıştır. Osmanlı müdahale etmiştir. Dersim bölgesinin hakimiyeti sırası ile; Bayburt Sancağı’na, Diyarbakır Beylerbeyliği’ne, Erzurum Beylerbeyliği’ne bağlanmıştır. 1848 de Dersim, Sancak almaktan çıkmış, Hozat’tan idare edilen bir kaza olmuştur. Ama hakimiyet kurulamamıştır. Kitabımızdaki belgeler Dersim’in Diyarbakır’a bağlı olduğu döneme ilişkindir. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1860’dan sonra Dersim’de sırasıyla, Şah Hüseyin, Gülabi, Mansur, Şeyh Süleyman gibi reisler idareden sorumlu olmuş. 1875’de Hüseyin Bey Pülümür’e, Gülabi Bey Mazgirt’e Kaymakam olmuş. Yani Tanzimat’la birlikte bölgede yönetime yöresel hakimlerden Ağa ve Şeyhler atanmıştır. Bu durum otoritesizliği devam ettirmiştir. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dersim’de devlet nüfuzu, 1880 de vilayet olunca kısmi olarak sağlanmış. Ancak “geliri giderine yetmediği için” 1888 de “İrade-i Şahane” ile tekrar sancak olmuştur. Elazığ’a bağlı olarak Osmanlı’nın sonuna kadar bu durum devam etmiştir. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kitaptaki belgelerde devletin maden işletilmesi ile başlayan bir dizi toplumsal olaya tanık olunuyor. Problemleri çözmek için sürdürülen yaklaşımda zaman zaman etnik ve müzhepsel farklarda devreye giriyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belgelerde; sıkca “Etrak” ve “Ekrat” kelimeleride geçiyor. Bu kavramlara açıklık getirmek gerekir. “Ekrat” kelimesi Osmanlı Arşiv belgelerinde “göçebe” manasında kullanılmaktadır. “Etrak” ise; “yerleşik” anlamında kullanılıyor. “Şöyleki ‘Boz Ulus Türkmanı’ derken, Boz Ulus Aşiretinin ‘yerleşik’ olanları, ‘Boz Ulus Ekradı’ derken de Boz Ulus Aşiretinin (göçebe) olanları kasdedilmektedir. Karakoyunlu Türkmanı, ‘Karakoyunlu Ekradı, CihanbeğlüTürkmanı, Cihanbeğlü Ekradı hep bu manada kullanılan terimler olup, bu aşiretlerin bir kısmının “Türk” bir kısmının ise ‘Kürt’ olduğuna dalalet etmez.” (Doç. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Dersim Sancağı, S.8) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekrat kelimesinin Kürt olarak anlamlandırmanın yanlış olduğunu bir başka araştırmacımız ise şöyle anlatıyor. “Araplar 7. yy.da ilk fetihler sırasında İran’da karşılaştıkları Kürt kavimleriniTürk’ün çoğulu olan “Ekrat” olarak tanımlamışlardır. Daha sonraki araştırmalar göstermiştirki, Araplar “Ekrat” kelimesini esas itibariyle ‘konar-göçer’ toplulukların tümü için kullanmışlardır. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Osmanlılar da ekrat tanımlamasını ‘konar-göçer’ aşiretler için kullanmışlardır. Yavuz Selim zamanında tutulmaya başlanan tahrir defterlerinde ekrat tabiri Türk olduğu kesin olan bir çok konar-göçer Türk aşireti için kullanılmıştır. Sadece birkaç örnek olmak üzere konar-göçer Kılıçlı, Döğer, Avşar, İğirmidörtlü aşiretleri sayılabilir.” (Doç.Dr. Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı S. 136) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konu ile ilgili olarak yazar Baki Öz, “Ekrat Taifesi Osmanlıca’da konar-göçer, henüz konar-göçerliği bırakmamış, Kürtleşmiş Türk boylarının adıdır,” der. (Aleviler’in Etnik Kimliği, s. 143.) &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dersim tarihi ile ilgili olarak bazı kesimler iddialı tezler savunurlar. Ama bu tezlerini orjinal belgeler ile desteklemekte aynı ısrarlı çabaları görmek olanaklı değil. Biz bu kitapta 1720-1850 yılları arasında yani yaklaşık 130 yıllık bir tarihsel dönemde Osmanlı ile bölge arasındaki orjinal yazışmaların bir kısmını yeni kuşaklara sunuyoruz. Dersim tarihi açısından önemli sayılabilecek belgeler sayılırlar. Dersim’in toplumsal tarihini anlamada ve tanımlamada önemli işlevlerinin olacağı yadsınmamalıdır. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belgeleri yorumlamayı okuyucuya bırakarak, adeta iğne ile kuyu kazarak bu dökümanları günışığına çıkaran değerli çevirmen Ahmet Hezarfen’e ne kadar teşekkür edilse azdır. Bu belgeleri yayınlayarak sizlere ulaştıran Etik Yayınları’nında Ahmet Hezarfen gibi tarihi bir hizmet yaptıklarını bilmem söylemeye gerek var mı? Saygı ve Sevgilerimle… &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Mart 2003 İstanbul&#13;
aleviforumdan alıntıdır&#13;
Görüşler Yazıyı Yazmış Olana Aittir.&#13;
Kanaatimce Dersimlilerin önemli  bir kısmı Zazadır.Kalanı da yazıda bahsedilen değişik ırklardan  olabilirler.
&lt;/p&gt;</description><category>osmanli belgeleri’nde dersim tarihi, alevi, dersim, düzgün baba, alevi tarihi</category><pubDate>11 Oct 09 10:37:28 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/1038/OSMANLI%20BELGELER%C4%B0%E2%80%99NDE%20%20%20%20%20DERS%C4%B0M%20TAR%C4%B0H%C4%B0%20</guid></item><item><title>Yavuz Sultan Selim ve Kürtler</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/blog/1350/3219/Yavuz%20Sultan%20Selim%20ve%20K%C3%BCrtler</link><description>&lt;p&gt;Yavuz Sultan Selim ve K&amp;uuml;rtler&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p&gt;&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Prof. Dr. Ahmed Akg&amp;uuml;nd&amp;uuml;z&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p&gt;&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Muhtelif fikir &amp;ccedil;evrelerinde Yavuz&amp;rsquo;un K&amp;uuml;rtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir d&amp;ouml;rtl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; olduğu ileri s&amp;uuml;r&amp;uuml;lmektedir. Bu doğru mudur? Elbetteki bu iddianın tam tersi doğrudur. Bunu ş&amp;ouml;yle a&amp;ccedil;ıklayabiliriz. Ş&amp;ouml;yleki, Yavuz olmasaydı, bug&amp;uuml;n Doğu Anadolu&amp;rsquo;daki ehl-i s&amp;uuml;nnet olan K&amp;uuml;rtler, Ş&amp;icirc;&amp;rsquo;a&amp;rsquo;nın tasallutu altında olurlardı. Osmanlı Devleti'nin Doğu Anadolu ile alakası, XV. y&amp;uuml;zyıla kadar uzanır. Ancak b&amp;ouml;lgenin Osmanlı Devleti&amp;rsquo;ne ilhakı veya daha doğru bir tabirle iltihakı, 1514'de kazanılan &amp;Ccedil;aldıran Zaferi&amp;rsquo;nden sonradır.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Bilindiği gibi, Şah İsmail, İran'da kısa bir zamanda Safev&amp;icirc; Devletini kurmuş ve Doğuda hem Osmanlı Devleti i&amp;ccedil;in ve hem de &amp;acirc;lem-i İsl&amp;acirc;m'ın birlik ve beraberliği i&amp;ccedil;in, hem siyas&amp;icirc; ve hem de din&amp;icirc; a&amp;ccedil;ıdan tehlike arz eder hale gelmiştir. Şehz&amp;acirc;de Selim, bu iki y&amp;ouml;nl&amp;uuml; tehlikeyi hen&amp;uuml;z Trabzon Sancakbeyi iken fark etmiş ve babasını İstanbul'da ikaz dahi eylemişti. Fakat, II. B&amp;acirc;yezid, tedbir alamamanın yanında, Şi&amp;rsquo;&amp;icirc;lerin tahrikiyle &amp;ccedil;ıkarılan Şah Kulı isyanını da &amp;ouml;nleyememişti. Anadolu'yu Şi&amp;icirc;leştirme hedefini g&amp;uuml;den ve her ge&amp;ccedil;en g&amp;uuml;n bu hedefine daha da yaklaşan Şah İsmail, bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; durdurulamıyordu.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Nih&amp;acirc;yet Yavuz Sult&amp;acirc;n Selim Padişah olunca, şuurlu &amp;acirc;lim İbn-i Kemal'in de yerinde ikazlarıyla, hem İsl&amp;acirc;m birliğini bozan ve hem de Doğudaki S&amp;uuml;nn&amp;icirc; K&amp;uuml;rt ve T&amp;uuml;rkmen aşiretlerini rahatsız eden Safev&amp;icirc; tehlikesini bertaraf etmeye azmetti. Allah'ın yardımıyla 1514 tarihinde kazanılan &amp;Ccedil;aldıran Zaferi ile, Şah İsmail'in Anadolu &amp;uuml;zerindeki siyas&amp;icirc; ve din&amp;icirc; emellerine son verildi. Bu m&amp;uuml;him zaferin kazanılmasında tamamen S&amp;uuml;nn&amp;icirc; olan ve gazada Yavuz Selim'in yanında yer alan S&amp;uuml;nn&amp;icirc; K&amp;uuml;rt ve T&amp;uuml;rkmen aşiret beylerinin de b&amp;uuml;y&amp;uuml;k rol&amp;uuml; vardı. Anadolu'nun ve hatta Musul ve Kerk&amp;uuml;k civarının da Osmanlı Devleti&amp;rsquo;ne katılması gerekiyordu. Bu iş nasıl yapılmalıydı? Kılı&amp;ccedil;la ve savaş yoluyla bu m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n değildi. Zira bunlar da hem M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man ve hem de ehl-i s&amp;uuml;nnet vel-cemaat idiler. Bununla beraber, bu b&amp;ouml;lgenin kendi başına kalması, hem mahall&amp;icirc; halkın g&amp;uuml;venliği a&amp;ccedil;ısından tehlikeli ve hem de Osmanlı Devleti'nin de M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man bir &amp;uuml;lke olması; İsl&amp;acirc;m'ın kahramanca m&amp;uuml;dafaasını yapan b&amp;ouml;yle bir devlete itaat etmenin siyas&amp;icirc; ve hukuk&amp;icirc; a&amp;ccedil;ıdan bir farklılık meydana getirmeyeceği ve hem de İsl&amp;acirc;m birliğinin teşekk&amp;uuml;l&amp;uuml; gibi gayelerle m&amp;uuml;nferiden hareket edilemeyeceği ortadadır.&#13;
&#13;
İşte bu hakikatı idr&amp;acirc;k eden K&amp;uuml;rt ve T&amp;uuml;rkmen Beyleri, istim&amp;acirc;let ile yani kendi meyil ve arzuları ile, Osmanlı Devleti'ne itaat etmenin zaruretini anlamışlardır. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;acirc;lim İdris-i Bitlis&amp;icirc; tarafından Padişah'a yapılan telkinler neticesinde, Doğu ve G&amp;uuml;neydoğu b&amp;ouml;lgesinin tamamı, bir iki ay i&amp;ccedil;inde Osmanlı Devleti&amp;rsquo;ne iltih&amp;acirc;k etmişti.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Osmanlı Devleti'nin değişmeyen siy&amp;acirc;setinin kaynağı ve dayandığı hukuk&amp;icirc; temeli, İsl&amp;acirc;miyetin getirdiği h&amp;uuml;k&amp;uuml;mlerdi. Osmanlı Devleti, Kur&amp;rsquo;&amp;acirc;n, s&amp;uuml;nnet, icm&amp;acirc;&amp;rsquo; ve kıyas yoluyla vaz&amp;rsquo; edilen hukuk&amp;icirc; h&amp;uuml;k&amp;uuml;mler yanında, İsl&amp;acirc;m hukukunun m&amp;uuml;saade ettiği &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de her mahallin &amp;ouml;rf ve &amp;acirc;detlerine de h&amp;uuml;rmet g&amp;ouml;steriyordu. Bu sebeple, Osmanlı Devleti&amp;rsquo;ne t&amp;acirc;bi&amp;rsquo; olan bir M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man beylik, d&amp;acirc;hilde ve h&amp;acirc;ri&amp;ccedil;te, farklı bir sistemle karşılaşmıyordu. Mesela, Doğudaki K&amp;uuml;rt ve T&amp;uuml;rkmen Aşiretleri, Osmanlı Devleti&amp;rsquo;ne iltihak etmekle bir şey kaybetmemişlerdi; belki kazanmışlardı. İşte Osmanlıya bağlılığın sırrı burada yatıyordu.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Daha &amp;ouml;nce de izah ettiğimiz gibi, Osmanlı Devleti sahip olduğu topraklar &amp;uuml;zerinde, ırka ve madd&amp;icirc; s&amp;ouml;m&amp;uuml;r&amp;uuml;ye dayanan bir ayırıma gitmiyordu. Zira topraklarının dahilinde bulunan her yer d&amp;acirc;r&amp;rsquo;&amp;uuml;l-İsl&amp;acirc;m sayılıyor ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man ahali de bu &amp;uuml;lkenin asl&amp;icirc; vatandaşı kabul ediliyordu. Zaten Osmanlıyı Avrupa'dan ayıran en &amp;ouml;nemli hususiyet de buydu. Osmanlı topraklarında yaşayan insanların arasında d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;lebilecek en &amp;ouml;nemli farklılıklar, bazı &amp;ouml;rf &amp;acirc;detlere m&amp;uuml;nhasırdı. Rengi ve şekli farklı olsa da, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man Osmanlı ahalisi, yemede, i&amp;ccedil;mede ve hatta giymede dahi aynı dinin esaslarına tabi&amp;rsquo; oldukları i&amp;ccedil;in, aralarında ihtilafa vesile olacak cidd&amp;icirc; bir şey mevcut değildi. Mesela, M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man T&amp;uuml;rklerle K&amp;uuml;rtler arasında mevcut olan bazı ufak ve &amp;ouml;nemsiz farklılıklar dışında, aralarında din&amp;icirc;, ahlak&amp;icirc;, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel ve coğraf&amp;icirc; &amp;ccedil;ok b&amp;uuml;y&amp;uuml;k azam&amp;icirc; m&amp;uuml;şterekler vardı. Bu sebeple de, Doğu Anadolu'nun siyas&amp;icirc;, din&amp;icirc;, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel ve idar&amp;icirc; b&amp;uuml;t&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; bozmak ve par&amp;ccedil;alamak maksadıyla i&amp;ccedil;erde ve dışarıda yapılan faaliyetlerin, b&amp;ouml;lge halkı arasında m&amp;uuml;essir olması &amp;ccedil;ok zordu.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
&amp;Ccedil;aldıran Zaferini takip eden 1516 yılında, Yavuz Sult&amp;acirc;n Selim, kendisine Doğu Anadolu'nun fethedilmesini tavsiye eden meşhur &amp;acirc;lim ve tarih&amp;ccedil;i İdris-i Bitlis&amp;icirc;'ye, Doğu ve G&amp;uuml;neydoğu b&amp;ouml;lgelerinin Osmanlı Devleti'ne ilh&amp;acirc;kı i&amp;ccedil;in vazife veriyordu. B&amp;ouml;ylesine ehemmiyetli bir zamanda İsl&amp;acirc;m birliğinin zaruretine inanan başta Bitlis H&amp;acirc;kimi Şeref&amp;uuml;ddin Bey, Hizan Meliki Emir Davud, Hısn-ı Keyf&amp;acirc; Emiri Eyyub&amp;icirc;lerden II. Halil, İm&amp;acirc;diye H&amp;acirc;kimi Sult&amp;acirc;n H&amp;uuml;seyin olmak &amp;uuml;zere 25-30 tane K&amp;uuml;rt beyi (&amp;uuml;mer&amp;acirc;y-ı ekr&amp;acirc;d), Osmanlı Devleti'ne itaat arzularını padişaha iletmişlerdi. Şah İsmail'in Diyarbakır muhasarası i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;nderdiği orduyu on bin kişilik İdris-i Bitlis&amp;icirc; kumandasındaki g&amp;ouml;n&amp;uuml;ll&amp;uuml; birliklerle hezimete uğratan aynı beyler, bu h&amp;acirc;diseden &amp;ouml;nce Şi&amp;rsquo;&amp;icirc;lerin Diyarbekir'i muhasara altına almaları &amp;uuml;zerine, Yavuz Sult&amp;acirc;n Selim'e tarih&amp;ccedil;e m&amp;uuml;sellem olan tarih&amp;icirc; ar&amp;icirc;zayı, yardım talep etmek ve Osmanlı Devleti'ne itaat etmeden huzur bulamayacaklarını ifade etmek gayesiyle g&amp;ouml;ndermişlerdir.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
&amp;ldquo;Can &amp;uuml; g&amp;ouml;n&amp;uuml;lden İsl&amp;acirc;m Sult&amp;acirc;nı&amp;rsquo;na b&amp;icirc;&amp;rsquo;at eyledik, İlh&amp;acirc;dları z&amp;acirc;hir olan Kızılbaşlar&amp;rsquo;dan teberri eyledik. Kızılbaşların neşrettiği dalalet ve bid&amp;rsquo;atleri kaldırdık ve ehl-i s&amp;uuml;nnet mezhebi ve Şafi&amp;rsquo;&amp;icirc; mezhebini icra eyledik. İsl&amp;acirc;m Sult&amp;acirc;nı&amp;rsquo;nın namı ile şeref bulduk ve hutbelerde d&amp;ouml;rt halifenin ismini y&amp;acirc;da başladık. Cihada gayret g&amp;ouml;sterdik ve İsl&amp;acirc;m Padişahı&amp;rsquo;nın yollarını bekledik.&#13;
&#13;
Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır, komşudur ve hatta karışıktır. Nice yıllar bu m&amp;uuml;lhidler, bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. Sadece İsl&amp;acirc;m Sult&amp;acirc;nı&amp;rsquo;na muhabbet &amp;uuml;zere olduğumuz i&amp;ccedil;in, bu inancı saf insanları o z&amp;acirc;limlerin zul&amp;uuml;mlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. Sizin in&amp;acirc;yetleriniz olmazsa, biz kendi başımıza m&amp;uuml;stakil olarak bunlara karşı &amp;ccedil;ıkamayız. Zira K&amp;uuml;rtler, ayrı ayrı kabile ve aşiret tarzında yaşamaktadırlar. Sadece Allah'ı bir bilip Muhammed &amp;uuml;mmeti olduğumuzda ittifak halindeyiz. Diğer hususlarda birbirimize uymamız m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n değildir. S&amp;uuml;nnetullah bizde b&amp;ouml;yle c&amp;acirc;r&amp;icirc; olmuşdur.&amp;rdquo;&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Bu mekt&amp;ucirc;b &amp;uuml;zerine Konya Beylerbeyisi H&amp;uuml;srev Paşa kumandasında ve İdris-i Bitlis&amp;icirc;'nin manev&amp;icirc; yardımlarıyla toplanan on bin kişilik g&amp;ouml;n&amp;uuml;ll&amp;uuml;ler ordusu, Şah İsmail'in Diyarbekir'i muhasara altına alan ordularını tarum&amp;acirc;r eylemiştir. XX. asrın İdris-i Bitlis&amp;icirc;'si olan Bedi&amp;uuml;zzaman 1910'larda Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmek isteyen K&amp;uuml;rt aşiret reislerine hitaben diyor:&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
&amp;ldquo;Altı y&amp;uuml;z seneden beri tevhid bayrağını umum &amp;acirc;leme karşı y&amp;uuml;celten ve mill&amp;icirc; &amp;acirc;detlerini terk ederek ihtiyarlanan bizim şanlı T&amp;uuml;rk pederlerimize, kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim. Ona bedel, onların akıl ve ma&amp;rsquo;rifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de g&amp;ouml;stereceğiz. Elh&amp;acirc;sıl, T&amp;uuml;rkler bizim aklımız, biz onların kuvveti; hep beraber bir iyi insan oluruz. Dik başlılık etmeyeceğiz ve kendi başına hareket yapmayacağız. Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz. İyi evl&amp;acirc;d b&amp;ouml;yle olur... İttifakta kuvvet var, ittih&amp;acirc;dda hayat var, uhuvvette saadet var, h&amp;uuml;k&amp;uuml;mete itaatte sel&amp;acirc;met var. İttih&amp;acirc;dın sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir.&amp;rdquo;&#13;
&#13;
Diyarbekir'in Safev&amp;icirc; Devleti'nden alınmasından sonra K&amp;uuml;rt Beyleri arasındaki gayretlerini s&amp;uuml;rd&amp;uuml;ren b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;acirc;lim İdris-i Bitlis&amp;icirc;, bu faaliyetlerinin neticesinde kısa zamanda Doğu ve G&amp;uuml;neydoğudaki K&amp;uuml;rt ve T&amp;uuml;rkmen Beylerinin Osmanlı Devleti'ne itaatlerini temin eylemiştir.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
İdris-i Bitlis&amp;icirc; vasıtasıyla Doğu ve G&amp;uuml;neydoğu Anadolu b&amp;ouml;lgelerinin kısa bir zaman i&amp;ccedil;inde ve hem de yerli beğlerin istek ve arzularıyla Osmanlı Devleti'ne ilhak edildiğinin haberini alan Yavuz Sult&amp;acirc;n Selim, bu b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;acirc;limi taltif etmek &amp;uuml;zere kendisine bir ferman g&amp;ouml;nderir. Mektubunun başında Diyarbekir Vil&amp;acirc;yeti&amp;rsquo;nin sulh ile ve istim&amp;acirc;let yolu ile fethine vesile olduğu i&amp;ccedil;in İdris-i Bitlis&amp;icirc;'ye teşekk&amp;uuml;r eder. Sonra da manevi takdirleri yanında ona g&amp;ouml;nderdiği bazı madd&amp;icirc; hediyeleri zikreder. Osmanlı Devleti'ne kendi arzularıyla t&amp;acirc;bi olan beylerin ve bunlara bağlı olan sancakların mikdarlarını ve tahr&amp;icirc;r&amp;icirc; bilgileri hazırlamasını emreder. Diyarbekir Beylerbeyi Bıyıklı Mehmed Paşa'ya beyaz h&amp;uuml;km-i şerifler g&amp;ouml;nderdiğini ve Osmanlı Devleti'ne bundan sonra da t&amp;acirc;bi olacak olan bey olursa, g&amp;ouml;nderilen tuğralı beyaz k&amp;acirc;ğıtlar kullanılarak onlara ber&amp;acirc;tlarının yazılmasını emreder. Yani bug&amp;uuml;n&amp;uuml;n vil&amp;acirc;yetleri ve hatta devletleri, kendi arzu ve istekleriyle ve hem de birer mektup ile Osmanlı Devleti'ne bağlanmaktadır. Devlete bağlanan beyler arasında ihtilaf ve ihtilal vuku bulmaması i&amp;ccedil;in gereken tedbirlerin alınmasını ve in&amp;rsquo;&amp;acirc;m ve ihsanların da ona g&amp;ouml;re yapılmasını ister.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Mektubun sonuna doğru, Anadolu'yu Şi&amp;rsquo;&amp;icirc;leştirmek isteyen Şah İsmail'in kendisine el&amp;ccedil;iler g&amp;ouml;nderdiğini, bin bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; yağcılıklar yapıp sulh istediğini, ancak onun s&amp;ouml;zlerine ve ıslah olduğuna inanılmaması icab ettiğini belirterek gerekli tedbirlerin ihmal edilmemesini emretmektedir.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Bu gayretlerin neticesinde, yıllar s&amp;uuml;recek harplerle elde edilemeyecek zaferlere ulaşıldı. Şark diye adlandırabileceğimiz ve bug&amp;uuml;n Doğu Anadolu, G&amp;uuml;neydoğu Anadolu, Musul ve Kerk&amp;uuml;k'den itib&amp;acirc;ren Kuzey Irak ve Haleb'i de i&amp;ccedil;ine alan Kuzey Suriye b&amp;ouml;lgelerinde yaşayan &amp;ccedil;ok sayıda Arap, T&amp;uuml;rkmen ve K&amp;uuml;rt aşiretleri Osmanlı Devleti'ne iltih&amp;acirc;k eylemiştir. Bu iltih&amp;acirc;klardan bazılarını beraber g&amp;ouml;relim:&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
1) K&amp;uuml;rt ve T&amp;uuml;rkmen beylerinden istim&amp;acirc;let ile kendi meyil ve arzuları ile itaat eden 25'den fazla aşiretten ve reislerinden bazıları şunlardır: Bitlis H&amp;acirc;kimi Emir Şeref&amp;uuml;ddin; Hizan Meliki Emir Davud; Hısn-ı Keyf&amp;acirc; Em&amp;icirc;ri Melik Halid; İmadiye H&amp;acirc;kimi Sult&amp;acirc;n H&amp;uuml;seyin; Cezire H&amp;acirc;kimi Şah Ali Bey; &amp;Ccedil;emişgezek H&amp;acirc;kimi Melik Halil; Pertek H&amp;acirc;kimi Kasım Bey.... Ayrıca Suran, Urmiye, Atak, Cizre, Eğil, Garzan, Palu, Siirt, Meyyafarakin, Sason, Sincar, &amp;Ccedil;ermik, Malatya, Urfa, Besni, Harput, Mardin ve benzeri yerlerdeki aşiretler de arka arkaya Osmanlı Devleti'ne iltih&amp;acirc;k etmişlerdir.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
2) K&amp;uuml;rt ve T&amp;uuml;rkmen aşiretleri gibi, g&amp;uuml;neyde yer alan Arap aşiretleri de yine kendi ir&amp;acirc;deleriyle Osmanlı Devleti'ne iltih&amp;acirc;k etmişlerdir. Aralarında İbn-i Harkuş, İbn-i Said, Ben&amp;icirc; İbrahim, Ben&amp;icirc; S&amp;acirc;yim, Ben&amp;icirc; At&amp;acirc; aşiretleri, Safed ve Gazze şeyhleri ile Haleb ileri gelenlerinin bulunduğu se&amp;ccedil;kin bir temsilciler heyetinin Yavuz'a takdim ettikleri ve aslı Topkapı Sarayı&amp;rsquo;nda bulunan şu it&amp;acirc;'at mektubu &amp;ccedil;ok manidardır:&#13;
&#13;
&amp;ldquo;Bizler, canlarımız, mallarımız, iy&amp;acirc;limiz ve dinimizin emniyeti i&amp;ccedil;in size itaati arzuluyoruz. İsl&amp;acirc;mı tatbik ve ad&amp;acirc;leti te&amp;rsquo;sis i&amp;ccedil;in sizin h&amp;acirc;kimiyetinizi zaruri g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz &amp;ldquo;.[1]&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Yavuz Sult&amp;acirc;n Selim ve K&amp;uuml;rtler konusunda ileri s&amp;uuml;r&amp;uuml;len &amp;ouml;nemli fikirlerden biri de Yavuz Sultan Selim&amp;rsquo;in Doğuda bağımsız bazı k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k K&amp;uuml;rt devletlerine m&amp;uuml;saade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; iddiasıdır. Bu konuyu da &amp;ouml;nce Osmanlı Devleti&amp;rsquo;nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı onu kısaca a&amp;ccedil;ıkladıktan sonra, bu iddiaların doğru olup olmadığına işaret edelim. Esasen bu iddiaların da Osmanlı Devlet teşkil&amp;acirc;tını bilmemekten ve konu ile ilgili bazı belgeleri yanlış yorumlamaktan kaynaklandığını hemen burada işaret edelim.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Bilindiği gibi, Osmanlı Devleti'nin idar&amp;icirc; yapısının temelini kaza, sancak ve ey&amp;acirc;letler teşkil ediyordu. Ancak Osmanlı Devleti, bug&amp;uuml;n&amp;uuml;n Amerika&amp;rsquo;sı gibi, mutlak bir merkeziyet&amp;ccedil;ilikten tamamıyla uzak bir anlayışa sahipti ve idaresi altına aldığı b&amp;ouml;lge ve cemiyetleri, &amp;ccedil;eşitli &amp;ouml;zelliklerine g&amp;ouml;re farklı idare tarzlarına tabi tutuyordu. Yani eyalet ve sancakların İstanbul'a olan bağlarında ayrı ayrı stat&amp;uuml;ler s&amp;ouml;z konusuydu. İşte Osmanlı Devleti, &amp;Ccedil;aldıran Zaferi&amp;rsquo;nden sonra Doğu Anadolu'da Diyarbekir merkez kabul edilerek Musul, Bitlis, Mardin ve Harput da dahil olmak &amp;uuml;zere b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Doğu Anadolu'da gayet geniş bir ey&amp;acirc;let meydana getirmişti. Kanun&amp;icirc; S&amp;uuml;leyman devrinde yeni bir d&amp;uuml;zenleme yapılarak Van'da ayrı bir ey&amp;acirc;let daha teşkil olundu.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Doğu Anadolu'daki sancakları, idare tarzı a&amp;ccedil;ısından, her iki ey&amp;acirc;lette de, &amp;uuml;&amp;ccedil; ana guruba ayırmak m&amp;uuml;mk&amp;uuml;nd&amp;uuml;. Bunları kısaca &amp;ouml;zetlemekte yarar g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz.&#13;
&#13;
Birinci gurup, klasik Osmanlı Sancakları şeklindeydi. Yani Osmanlı Devleti'nin diğer b&amp;ouml;lgelerinde tatbik edilen idare usul&amp;uuml; burada da cari idi. Sancakbeyleri doğrudan merkezden tayin olunurlardı ve herhangi bir imtiyaza sahip değillerdi. Bu sancaklar tımar sistemine dahildi. Diyarbekir ve Van eyaletlerindeki bu t&amp;uuml;r sancaklar, umumiyetle aşiret yapısı kuvvetli olmayan yerlerde teşkil edilmiştir. Diyarbekir Ey&amp;acirc;leti'nde merkez Amid, Harput, Hasankeyf, Ak&amp;ccedil;akale, Sincar, Zaho, Ergani ve &amp;Ccedil;emişkezek sancakları ile Van Eyaleti&amp;rsquo;ndeki Erciş ve Adilcevaz sancakları, bu t&amp;uuml;r sancakların başlıca &amp;ouml;rneklerini teşkil ederdi.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
İkinci gurup, Yurtluk ve Ocaklık tarzındaki sancaklardır. Fetih esnasında bazı beylere hizmet ve itaatleri karşılığında, devamlı olarak sancak ve has şeklinde tevcih edilmiştir. Bunlara Ekr&amp;acirc;d Sancakları da denir. Hatta K&amp;uuml;rdistan Ey&amp;acirc;leti sancakları da denmektedir. Bunlar klasik Osmanlı sancaklarından farklıdırlar. Zira sancakların idaresi genellikle b&amp;ouml;lgeye eskiden beri h&amp;acirc;kim ola-gelen n&amp;uuml;fuzlu, eski mahall&amp;icirc; beyler ve h&amp;acirc;nedanlara terk edilmiştir. Hayat boyu sancakbeyi olan bu idareciler vefat ettiğinde, yerlerine oğulları veya diğer yakınlarından biri ge&amp;ccedil;mektedir. Devlete ih&amp;acirc;net ettikleri takdirde değiştirilebilmektedirler. Seferde Beylerbeyi&amp;rsquo;nin hizmetine girmekle m&amp;uuml;kelleftirler ve bu memleketlere merkezden kadı tayin edilir. Ar&amp;acirc;z&amp;icirc;leri tımar niz&amp;acirc;mına tabidir. İmtiyazlı sancaklar da diyebileceğimiz bu sancaklardan Diyarbekir Eyaleti&amp;rsquo;ne bağlı 13 ve Van Eyaletine bağlı olarak da 9 adet mevcut idi. &amp;Ccedil;ermik, Pertek, Kulp, Mihrani, Siirt ve Atak Diyarbekir'e bağlı bu t&amp;uuml;r sancaklardandırlar. M&amp;uuml;k&amp;uuml;s ve Bargiri de Van'a bağlı bu t&amp;uuml;r sancaklardandırlar.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
&amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; gurup ise, H&amp;uuml;k&amp;uuml;met adı verilen sancaklardır. Bunların id&amp;acirc;resi, fetih esn&amp;acirc;sında g&amp;ouml;sterdikleri hizmetlerden dolayı tamamen yerli beylere terkedilmiştir. Sancakbeylerinin tayinine merkez&amp;icirc; idare asla karışmaz ve ellerine verilen ahidn&amp;acirc;meler gereğince, bunlar azl ve nasb edilemezler. Ar&amp;acirc;z&amp;icirc;sinde tımar niz&amp;acirc;mı cari değildir. Dahilde tamamen m&amp;uuml;stakil olan bu b&amp;ouml;lgeler, hari&amp;ccedil;te yani askeri ve siyasi alanda b&amp;ouml;lgedeki Osmanlı beylerbeyine tabidirler. Diyarbekir ey&amp;acirc;letinde Hazzo, Cizre, Eğil, Tercil, Palu ve Gen&amp;ccedil; sancakları; Van Eyaletinde ise, Bitlis, Hizan, Hakkari ve Mahm&amp;ucirc;di sancakları bu mahiyette Osmanlı Sancaklarıdır. Yani bunlar, bağımsız birer devlet tarzında değil, sadece icranın başı olan beyin tayini ile arazinin stat&amp;uuml;s&amp;uuml;n&amp;uuml;n tesbitinde m&amp;uuml;stakil yetkilerle donatılmışlardır. Zaten toprak itibariyle de, Diyarbekir veya Van Ey&amp;acirc;letinin i&amp;ccedil;ine serpiştirilmişlerdir.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
Kısaca &amp;ouml;zetlediğimiz bu sistem, daha ziyade Doğu Anadolu&amp;rsquo;da&amp;rsquo;da uygulana gelmiştir. Sebebi bu b&amp;ouml;lgede daha &amp;ouml;nce m&amp;uuml;stakil veya İran&amp;rsquo;a bağlı beylerin fetih esnasında Osmanlı Devleti'ne sadakat g&amp;ouml;stermeleri ve en &amp;ouml;nemlisi de, hem itikad&amp;icirc; a&amp;ccedil;ıdan ve hem de amel&amp;icirc; a&amp;ccedil;ıdan, Osmanlı Devleti ile aralarında herhangi bir farkın bulunmamasıdır. Başlangı&amp;ccedil;ta hizmet ve sadakat karşılığı verilen bu sancakların durumu, daha sonra ailelerin tasarrufuna bırakılmış ve Tanz&amp;icirc;m&amp;acirc;t d&amp;ouml;nemine yani 1840'lara kadar bu hal aynen devam etmiştir.&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p&gt;[2]&#13;
&#13;
 &#13;
&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
[1] Koca M&amp;uuml;verrih, Bed&amp;acirc;yi&amp;lsquo;, c. II, vrk. 452/ab; &amp;Acirc;li, K&amp;uuml;nh&amp;rsquo;&amp;uuml;l-Ahb&amp;acirc;r, Es&amp;rsquo;ad Efendi, nr. 2162, vrk. 249/a-251/a; Solakz&amp;acirc;de, sh. 378-383; Topkapı Sarayı M&amp;uuml;zesi Arşivi, nr. 11634/26; E. 1019; Anonim Tarih, S&amp;uuml;leymaniye K&amp;uuml;tp. Esad Efendi, nr. 2362, vrk. 112/a-113/a; Uzun&amp;ccedil;arşılı, Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 273 vd; Bedi&amp;uuml;zzaman Said Nursi, Nutuk (Osm.), sh. 20; Kodaman, Bayram, Sult&amp;acirc;n II. Abd&amp;uuml;lhamid Devri Doğu Anadolu Politikası, Ankara 1987, sh. 8 vd: Akg&amp;uuml;nd&amp;uuml;z, G&amp;uuml;neydoğu Meselesi ve &amp;Ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m Yolları, İstanbul 1996, sh. 30 vd; Osmanlı Kanunn&amp;acirc;meleri, c. III (Diyarbekir Ey&amp;acirc;leti Kanunn&amp;acirc;meleri), sh. 197-213.&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
[2] Koca M&amp;uuml;verrih, Bed&amp;acirc;yi&amp;lsquo;, c. II, vrk. 452/ab; &amp;Acirc;li, K&amp;uuml;nh&amp;rsquo;&amp;uuml;l-Ahb&amp;acirc;r, Es&amp;rsquo;ad Efendi, nr. 2162, vrk. 249/a-251/a; Solakz&amp;acirc;de, sh. 378-383; Topkapı Sarayı M&amp;uuml;zesi Arşivi, nr. 11634/26; E. 1019; Anonim Tarih, S&amp;uuml;leymaniye K&amp;uuml;tp. Esad Efendi, nr. 2362, vrk. 112/a-113/a; Uzun&amp;ccedil;arşılı, Osmanlı Tarihi, c.II, sh. 273 vd; Bedi&amp;uuml;zzaman Said Nursi, Nutuk (Osm.), sh. 20; Kodaman, Sult&amp;acirc;n II. Abd&amp;uuml;lhamid Devri Doğu Anadolu Politikası, sh. 12 vd: Akg&amp;uuml;nd&amp;uuml;z, G&amp;uuml;neydoğu Meselesi ve &amp;Ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m Yolları, sh. 40 vd; Osmanlı Kanunn&amp;acirc;meleri, c. III (Diyarbekir Ey&amp;acirc;leti Kanunn&amp;acirc;meleri), sh. 213 vd.&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p&gt;Not: Bu makalede maalesef yine zazalar yok sayılmakta k&amp;uuml;rtlerin kuyruğu gibi g&amp;ouml;sterilmektedir.Diğer noktalarda ise g&amp;uuml;zel bir makaledir&lt;/p&gt;</description><category>alevi, sunni, tarihi, çaldıran seferi, kürtler ve osmanlılar, kürt tarihi, zaza tarihi</category><pubDate>07 Jun 09 17:02:11 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/blog/1350/3219/Yavuz%20Sultan%20Selim%20ve%20K%C3%BCrtler</guid></item><item><title>ÖDEMİŞ EKİN PAZARI CÂMİİ’NDEKİ HZ. ALİ’NİN MÜNÂCÂTI.pdf</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/file/2533/5190/%C3%96DEM%C4%B0%C5%9E%20EK%C4%B0N%20PAZARI%20C%C3%82M%C4%B0%C4%B0%E2%80%99NDEK%C4%B0%20HZ.%20AL%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%20M%C3%9CN%C3%82C%C3%82TI.pdf</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://tarihci.mylivepage.com/file/2533/5190/%C3%96DEM%C4%B0%C5%9E%20EK%C4%B0N%20PAZARI%20C%C3%82M%C4%B0%C4%B0%E2%80%99NDEK%C4%B0%20HZ.%20AL%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%20M%C3%9CN%C3%82C%C3%82TI.pdf"&gt;ÖDEMİŞ EKİN PAZARI CÂMİİ’NDEKİ HZ. ALİ’NİN MÜNÂCÂTI.pdf&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;p&gt;ÖDEMİŞ EKİN PAZARI CÂMİİ’NDEKİ HZ. ALİ’NİN MÜNÂCÂTI
&lt;/p&gt;</description><category>ödemiş ekin pazari câmii’ndeki hz. ali’nin münâcâti, hz.ali, alevilik, alevi, hazreti ali, münacaat, dua, islam, iman</category><pubDate>30 May 09 09:50:42 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/file/2533/5190/%C3%96DEM%C4%B0%C5%9E%20EK%C4%B0N%20PAZARI%20C%C3%82M%C4%B0%C4%B0%E2%80%99NDEK%C4%B0%20HZ.%20AL%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%20M%C3%9CN%C3%82C%C3%82TI.pdf</guid></item><item><title>http://www.nusayriforum.com/index.php?</title><link>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1576/http%3A%2F%2Fwww.nusayriforum.com%2Findex.php%3F</link><description>&lt;hr/&gt;URL: &lt;a href="http://www.nusayriforum.com/index.php?"&gt;http://www.nusayriforum.com/index.php?&lt;/a&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tanımlama: &lt;br/&gt;&lt;p&gt;NUSAYRİ ALEVİLERİN SİTESİ
&lt;/p&gt;</description><category>nusayri alevilerin sitesi, nusayri, alevi, nusayri alevi</category><pubDate>18 Mar 09 13:50:37 GMT</pubDate><guid>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1576/http%3A%2F%2Fwww.nusayriforum.com%2Findex.php%3F</guid></item><item><title>ATALAR DİNİ ve IRK DİNİ</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1368/29980/ATALAR%20D%C4%B0N%C4%B0%20ve%20IRK%20D%C4%B0N%C4%B0</link><description>&lt;p&gt;ATALAR DİNİ ve IRK DİNİ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;    Her insan belli bir soydan belli bir baba ve anneden gelmiştir.İlk insan Hz.Adem ve Hz.Havva bütün insanlığın atasıdır.Bu noktadan bütün insanların atasının dini Hz.Ademin dini olan islamiyettir.&#13;
İnsanın anasının başörtülü olarak aldığı sevap kızının başını açarak aldığı veya alacağı günahlara hiç bir zaman karışmayacaktır.Birinin hatasıyla başkası suçlanamaz.Birisi de başkasının aldığı sevabı alamaz.İnsanoğlu, kendi yaptıklarından sorumludur.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;   Tarihi süreçte Hz.Adem'in dini islam olmakla beraber sonra gelenler bu dini bozmuşlar terketmişler ve yeni dinlere (putperest vb.) inanmaya başlamışlardır.Ne yazık ki bu zamana kadar atamız Hz.Adem in gerçekte yaptığı gibi yapmayı akıllarına getirmeyenler bu noktadan sonra kendi uydurdukları sahte dini bir atalar dini haline getirmişlerdir.Halbuki herşey mantıken de tarihen de ortadadır ki bu sözde din sonradan  ortaya çıkmıştır.Fakat atalarımızın dinine inanacağız diyerek sonraki nesilleri saptırmaya devam etmişlerdir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;    Hz.peygamber devrinden bir süre sonra mezhepler ortaya çıkmıştır.Bazı insanlar bir mezhebi bazıları da diğer bir mezhebi benimsemişlerdir.Hatta bu benimsemede zorla şiileştirme gibi uygulamalar da ortaya çıkmıştır.Ne var ki bu olaylar sırasında zorla veya kendi isteğiyle mezhep değiştirenlerin bir kısmı sonraki nesillere aynı atalar dini hastalığını aktarmışlardır.Bunların neslinden gelenler asla atalarının babalarının&#13;
dinini terketmeyeceklerini söylemeye başlamışlardır.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  Atalar Dini hastalığının yanısıra diğer bir hastalıkta bir ırka bir din izafe edilmesidir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;   Diyorlar ki Türklerin dini islamdır.Evet iman ediyorum tek hak din islamdır.Ancak hristiyan gagauz türklerini nereye koyacaksınız.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;   Diyorlar ki musevilik yahudilerin dinidir.Peki müslüman olmuş yahudileri nereye koyacaksınız.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;   Diyorlar ki Hristiyanlık Avrupa'nın dinidir.Öyle ise müslüman olmuş hatta budist olmuş avrupalıları nereye koyacaksınız.&#13;
   Diyorlar ki İslam ,Arapların dinidir.Evet Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (Sav) arap ırkındandır.Fakat, ona da Mekke Kabilelerinden bazıları karşı çıkmışlardı.Neden dersiniz acaba?Bizim kabilemizden değil cümlesiyle ve atalarımızın dinini terk etmemizi istiyor bahanesiyle karşı çıkmışlardı.Eski cahiliye ile yeni cahiliye ne kadar da birbirine benziyor değil mi ?.Türk ırkçısı diyor ki bizim dinimiz şamanizmdir.Biz  Arapların dinini kabul etmeyiz.Kürt ırkçısı da diyor ki :İslam ,Arapların dinidir.Bizim dinimiz Zerdüştlüktür.Zaza dilini yaşatmayı ırkçılık faşistlik şeklinde anlayan da aynı şeyi söylüyor.O da diyor ki İslam, Arapların dinidir ;bizim dinimiz Zerdüştlüktür / bazısı da kendi Aleviliği din düşmanlığı şeklinde anlama anlayışını bütün alevi zazalara yayarak bizim dinimiz İslam değil,Aleviliktir ,diyor.Sanki Alevilik de İslam düşmanlığı imiş gibi.Araplar ve İslam konusunda bu gerçekler yanında hristiyan Arapları ,ateist Arapları nereye koyacaklar acaba bu  ahmaklığın ,aklı bozulmuşluğun ve vicdanı çürümüşlüğün temsilcileri  merak ediyorum,doğrusu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ah atalar dini vay ırk taraftarlığı sen nelere kadirmişsin. Ne yalanları ne yanlışları insanlara en onurlu savunma ve direniş gibi kabul ettirmişsin ve ettirmektesin. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhalif ten alınarak düzeltilmiştir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>atalar dini ve irk dini, alevi, sunni, zaza, turk, kurt, ırk dini, arap, araplarindini, atalarin dini, zerdüşt, hristiyan, mezheb, soy, sop, sülale, zazaların dini, zazaların mezhebi</category><pubDate>20 Jan 09 15:02:54 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1368/29980/ATALAR%20D%C4%B0N%C4%B0%20ve%20IRK%20D%C4%B0N%C4%B0</guid></item><item><title>Zaza Televizyonları</title><link>http://zazaki.mylivepage.com/forum/703/2265/Zaza%20Televizyonlar%C4%B1</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;p align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;font size="4"&gt;Zaza Televizyonları&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
1. Radio Zaza TV &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/radiozaza"&gt;http://www.mogulus.com/radiozaza&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler: &lt;br /&gt;&#13;
• &lt;a href="http://www.radiozaza.de/"&gt;http://www.radiozaza.de/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Dersim Eksenli Zaza Televizyonu&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 9,758,026&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
2. GAH (gahtv) &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/gahtv"&gt;http://www.mogulus.com/gahtv&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler:&lt;br /&gt;&#13;
• &lt;a href="http://www.gencalevilerharekati.eu/"&gt;http://www.gencalevilerharekati.eu/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Genc Aleviler Hareketi Eksenli Alevi Televizyonu&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 183,087&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
3. VARTO TV &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/vartotv"&gt;http://www.mogulus.com/vartotv&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler: &lt;br /&gt;&#13;
• www.vartositesi.com&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Varto Eksenli Alevi Televizyonu&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 107,080&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
4. ZAZA TV &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/zaza_tv"&gt;http://www.mogulus.com/zaza_tv&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler: &lt;br /&gt;&#13;
• *ZAZA MEDIA GRUP &lt;br /&gt;&#13;
• *ZAZAKI MYLIVE PAGE &lt;br /&gt;&#13;
• *ZAZA-TV &lt;br /&gt;&#13;
• *ZAZA SOHBET ODASI &lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Alevi – Sünni Genel Zaza Televizyonu&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 67,815&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
5. avesta zaza tv &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/avestazaza"&gt;http://www.mogulus.com/avestazaza&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler:&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Internet avesta zaza tv, zazayu re zune zazaki re seva keno&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 31,090&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
6. Wesar TV &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/wesartv"&gt;http://www.mogulus.com/wesartv&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler:&lt;br /&gt;&#13;
• zazaema &lt;br /&gt;&#13;
• islam English &lt;br /&gt;&#13;
• Wesar Din u Edevyat &lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Zazaca agirlikli Islam, Butun Dunya Muslumanlarina Zazaki,Dimili,Turkce,Kurtce,Kirmanciye,English,Bosnakca,Arnavutca Ilahiler,Sohbetler ve Secme Muzik&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 11,591&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
7. ZAZAISTAN &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/zazakistan"&gt;http://www.mogulus.com/zazakistan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler: &lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Zazaların Türk ve Kürt Olmadıkları, yaşadıkları yerlere coğrafik olarak Zazaistan denildiği teziyle yayın yapmaktadır&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 6,563&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
8. ZAZAVIZYON TV WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/zazavizyon"&gt;http://www.mogulus.com/zazavizyon&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler:&lt;br /&gt;&#13;
• &lt;a href="http://grupezaza.mylivepage.com/home/index"&gt;http://grupezaza.mylivepage.com/home/index&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Zazaların Vizyonu Olması Gerektiği noktasından hareketle yayın yapmaktadır&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 3,416&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
9. CERMIK TV &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/cermiktv"&gt;http://www.mogulus.com/cermiktv&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler:&lt;br /&gt;&#13;
• &lt;a href="http://sitezaza.g3g.ru/home/index"&gt;http://sitezaza.g3g.ru/home/index&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Çermik Zaza Televizyonu&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 886&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
10. DIYARBAKIR HALK TV &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/diyarbekir"&gt;http://www.mogulus.com/diyarbekir&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler:&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: zaza halkının kültürünü barıs ıçınde güzellık ve adalet ıcınde ırkcılık bataklıgına dusmeden ıyılık ıçınde yasatmaya çalısacagI tezi ile yayın yapan bir televizyon&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 877&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
11. ZAZACA__TV &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/zazaca___tv"&gt;http://www.mogulus.com/zazaca___tv&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler:&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: Tüm zazadilinin özünde yayin hayatina baslamıstır söylemi ile açılan bir televizyon ama içeriğinde henüz bir şey bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 378&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
12. SÜNNİ ZAZA &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/SUNNIZAZA"&gt;http://www.mogulus.com/SUNNIZAZA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler: &lt;br /&gt;&#13;
• SUNNIZAZA&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: sunnıyız ma sunnımı sunnıyım sunnıyız alevı sunnı ayrımına da dusmanlıgına da karsıyız alevılesıp sıılesmeye de yayın çizgisinde olan bir kanal&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 266&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
13. KOMAGENA &lt;br /&gt;&#13;
WEB: &lt;a href="http://www.mogulus.com/komagena"&gt;http://www.mogulus.com/komagena&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Destekleyen Siteler: &lt;br /&gt;&#13;
• www.komegena.com&lt;br /&gt;&#13;
İçeriği: zazaca&lt;br /&gt;&#13;
Rating : 188&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ALINTI: &lt;a href="http://grupezaza.mylivepage.com/forum/1234/1183_Zaza_Televizyonlar%C4%B1"&gt;http://grupezaza.mylivepage.com/forum/1234/1183_Za...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>komagena, sunnizaza, zazaca tv, zazaki, tv, zazaca televizyon, radio zaza tv, radiozaza, gah tv, gah, genc aleviler, genç aleviler hareketi, alevi, aleviler, alevi sitesi, alevi forumu, varto tv, varto, vartolu, vartolular, varto televizyonu, varto sitesi, zaza tv, zaza televizyonu, zaza medya grup, zaza media, media zaza, zaza-tv, zaza sohbet odası, zaza chat, zazaki mylive page, zaza sitesi, zaza siteleri, zazalar, zazayan, avesta zaza tv, wesar tv, wesar, usar, zazaistan, zazakistan, zazavizyon, vizyon, misyon, zaza tarihi, zaza kültürü, cermik tv, cermik televizyonu, cermik sitesi, cermug, diyarbakir halk tv, diyarbakır tv, diyarbakır, diyarnekir, diarbekir, diarbekr, diyarbekr, halk, diarbakir, baris, amed, teror, Çermikli, Çermikliler, Çermik, Şiddet</category><pubDate>20 Dec 08 00:03:06 GMT</pubDate><guid>http://zazaki.mylivepage.com/forum/703/2265/Zaza%20Televizyonlar%C4%B1</guid></item><item><title>ĞERİV JU WEQİT,  ĞERİV JU NUSTE, ĞERİV JU ŞİYİRI</title><link>http://zazaki.mylivepage.com/wiki/1024/720/%C4%9EER%C4%B0V%20JU%20WEQ%C4%B0T%2C%20%20%C4%9EER%C4%B0V%20JU%20NUSTE%2C%20%C4%9EER%C4%B0V%20JU%20%C5%9E%C4%B0Y%C4%B0RI</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;b&gt;ĞERİV JU WEQİT, &lt;br /&gt;&#13;
ĞERİV JU NUSTE, ĞERİV JU ŞİYİRI&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Weqit uni ju weqito&lt;br /&gt;&#13;
Şew şewı niya&lt;br /&gt;&#13;
Roz roz niyo&lt;br /&gt;&#13;
Ne gone, ne merdê xodı niyo&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Zemon ğıravo, zwen ğıravo&lt;br /&gt;&#13;
Miçıqı ji perena,&lt;br /&gt;&#13;
Teyr ji pereno..&lt;br /&gt;&#13;
Hemo ne teyr miçıqı,&lt;br /&gt;&#13;
Ne ji miçıqı teyr fam kena…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Zemon ğıravo, ison ğıravo&lt;br /&gt;&#13;
İsonetê ğırava, merdımê ğırava..&lt;br /&gt;&#13;
Ju mar u pêrra biye hemo&lt;br /&gt;&#13;
Ne bıra bıray, ne ji way way fam kena&lt;br /&gt;&#13;
Ne laj pêrê xo, ne pi laje xo fam qeno…&lt;br /&gt;&#13;
Ne may keyna xo, ne keyna maya xo…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ma wuni ju cadımı qı,&lt;br /&gt;&#13;
Ne ca cae mao, ne ma ê caymı,&lt;br /&gt;&#13;
Zerê ma teverdı ro, teverê ma zeredı,&lt;br /&gt;&#13;
Ne zeri, zeriya, ne zeri condıra;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Qelemı nênusnena;&lt;br /&gt;&#13;
Mezgê merdımi fam nêkeno,&lt;br /&gt;&#13;
Aqıl vındêrdo, &lt;br /&gt;&#13;
Ray cadıra.. raywon rayra neşıno,&lt;br /&gt;&#13;
Pawıtê raywon estê çinye, kes nêzono;&lt;br /&gt;&#13;
Mı vat ya, uni ju weqito, zemon ğerivo…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Zwen qali/qesey benê, nustoği çınye;&lt;br /&gt;&#13;
Şiyir wonyenê, şayiri çinye..&lt;br /&gt;&#13;
Dınyao geyreno, dınyada ma çinyem…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Nustoğe ma, fıqırkerdoğe ma mıreno,&lt;br /&gt;&#13;
Ju medya dınyadı nenusyeno Dınya ri ra ju merdım şi&lt;br /&gt;&#13;
No merdım ecev senin merdım vi kes bas nêkeno..&lt;br /&gt;&#13;
Onca dost u ombazi xevera cı jubinira bena..&lt;br /&gt;&#13;
Nustoğe ma, fıqırkerdoğe ma heşa huzurra;&lt;br /&gt;&#13;
Hendê benamuso nêerciyeno medyadı nomecı nenusyeno…&lt;br /&gt;&#13;
Hendê dızdo bile medyadı ca nêgeno..&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Na ray, ray niya ez vono,&lt;br /&gt;&#13;
No şiyayış şiyayış niyo..&lt;br /&gt;&#13;
“Weerê bêweero Ellawo” madı vonê…&lt;br /&gt;&#13;
Tırkidı vonê “Ağlamayan bebeye süt vermezler”&lt;br /&gt;&#13;
Ma qı xo nêvımı, ma qı xo ser nevajımı,&lt;br /&gt;&#13;
Keso qı ma bızono çınyo..&lt;br /&gt;&#13;
Derdê ma ji madıro, melemê ma ji..&lt;br /&gt;&#13;
Nustoğ bınuso, gırwekerdoğ bıgırweyo,&lt;br /&gt;&#13;
Alime ma, ilm bıkıro..&lt;br /&gt;&#13;
Şayire ma bınuso gere..&lt;br /&gt;&#13;
Ma xo re weer vejyımı,&lt;br /&gt;&#13;
Xo bısınasımı, xo sınasayışdımı qı&lt;br /&gt;&#13;
Dınyaji ma bızono..&lt;br /&gt;&#13;
&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p align="right"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Zaza Derbekrj&lt;br /&gt;&#13;
20.12.200 seatı: 01.20&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>edebiyat, nuste, nuştoğ, zaza sanatçısı, zaza sanatçıları, zaza edebiyatı, zaza kültürü, zaza dili, zazaca şiir, zaza derbekrj, zaza derbekirij, diyarbakır, cermug, yukari seyhler, syexono corin, nustoğe ma, zaza şair, zaza felsefesi, yazi, makale, garip, garip şiir, ğeriv, Şiir, Çermik, Şiyir, alevi, sunni, elewi, süni, zaza, dersim, tunceli, bingöl, Çolıg, Çewlig, varto, gerger, erzincan, sivas, koçgiri, elazığ, xarpet, mus, zazalar, zazaforum, zazaca, zazaema, zazai zazaisch, zazaische, zazaish, zazaki, zazan, zazana, zazani, zazas, zazayan zazayme, zazon, zıwane zazaki, dımıli, kırmancki, zone ma, zoné zone, zzz, dig, kui</category><pubDate>19 Dec 08 23:44:03 GMT</pubDate><guid>http://zazaki.mylivepage.com/wiki/1024/720/%C4%9EER%C4%B0V%20JU%20WEQ%C4%B0T%2C%20%20%C4%9EER%C4%B0V%20JU%20NUSTE%2C%20%C4%9EER%C4%B0V%20JU%20%C5%9E%C4%B0Y%C4%B0RI</guid></item><item><title>Dersim_09.jpg</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18367/Dersim_09.jpg</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18367/Dersim_09.jpg"&gt;&lt;img alt="Dersim_09.jpg" title="Dersim_09.jpg" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_Dersim_09.jpg.jpg"&gt;&lt;br/&gt;Dersim_09.jpg&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;87,58 KB&lt;/span&gt; 590x407&lt;br/&gt;&lt;br&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, Çermik, alevi, sunni, zaza</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:32 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18367/Dersim_09.jpg</guid></item><item><title>Hz.Ali.gif</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18366/Hz.Ali.gif</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18366/Hz.Ali.gif"&gt;&lt;img alt="Hz.Ali.gif" title="Hz.Ali.gif" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_Hz.Ali.gif.jpg"&gt;&lt;br/&gt;Hz.Ali.gif&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;18,17 KB&lt;/span&gt; 166x205&lt;br/&gt;&lt;br&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, Çermik, alevi, sunni, zaza</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:31 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18366/Hz.Ali.gif</guid></item><item><title>erzincan.gif</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18365/erzincan.gif</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18365/erzincan.gif"&gt;&lt;img alt="erzincan.gif" title="erzincan.gif" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_erzincan.gif.jpg"&gt;&lt;br/&gt;erzincan.gif&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;86,97 KB&lt;/span&gt; 600x725&lt;br/&gt;&lt;br&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, Çermik, alevi, sunni, zaza</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:30 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18365/erzincan.gif</guid></item><item><title>Cermik Pamuklu.jpg</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18364/Cermik%20Pamuklu.jpg</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18364/Cermik%20Pamuklu.jpg"&gt;&lt;img alt="Cermik Pamuklu.jpg" title="Cermik Pamuklu.jpg" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_Cermik%20Pamuklu.jpg.jpg"&gt;&lt;br/&gt;Cermik Pamuklu.jpg&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;102,85 KB&lt;/span&gt; 500x285&lt;br/&gt;&lt;p&gt;Cermik Pamuklu Köyü Manzara resimi
&lt;/p&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, alevi, sunni, zaza, Çermik</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:29 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18364/Cermik%20Pamuklu.jpg</guid></item><item><title>Dünya ve Merhaba1.JPG</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18363/D%C3%BCnya%20ve%20Merhaba1.JPG</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18363/D%C3%BCnya%20ve%20Merhaba1.JPG"&gt;&lt;img alt="Dünya ve Merhaba1.JPG" title="Dünya ve Merhaba1.JPG" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_D%C3%BCnya%20ve%20Merhaba1.JPG.jpg"&gt;&lt;br/&gt;Dünya ve Merhaba1.JPG&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;3,88 KB&lt;/span&gt; 158x160&lt;br/&gt;&lt;br&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, Çermik, alevi, sunni, zaza</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:28 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18363/D%C3%BCnya%20ve%20Merhaba1.JPG</guid></item><item><title>32582886_250DiyarbakirView.jpg</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18362/32582886_250DiyarbakirView.jpg</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18362/32582886_250DiyarbakirView.jpg"&gt;&lt;img alt="32582886_250DiyarbakirView.jpg" title="32582886_250DiyarbakirView.jpg" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_32582886_250DiyarbakirView.jpg.jpg"&gt;&lt;br/&gt;32582886_250DiyarbakirView.jpg&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;24,84 KB&lt;/span&gt; 640x428&lt;br/&gt;&lt;br&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, Çermik, alevi, sunni, zaza</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:27 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18362/32582886_250DiyarbakirView.jpg</guid></item><item><title>bingol2.jpg</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18361/bingol2.jpg</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18361/bingol2.jpg"&gt;&lt;img alt="bingol2.jpg" title="bingol2.jpg" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_bingol2.jpg.jpg"&gt;&lt;br/&gt;bingol2.jpg&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;8,94 KB&lt;/span&gt; 250x173&lt;br/&gt;&lt;br&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, Çermik, alevi, sunni, zaza</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:26 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18361/bingol2.jpg</guid></item><item><title>52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg</title><link>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18359/52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18359/52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg"&gt;&lt;img alt="52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg" title="52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg" border=0 src="http://thumbnail051.mylivepage.com/chunk51/2408267/1817/small_52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg.jpg"&gt;&lt;br/&gt;52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;span class="format_byte"&gt;43,14 KB&lt;/span&gt; 678x1024&lt;br/&gt;&lt;br&gt;</description><category>zaza resimleri, zazalar, kirmanc, dımıli, zonema, dersim, Çermik, alevi, sunni, zaza</category><pubDate>11 Dec 08 02:58:24 GMT</pubDate><guid>http://sitezaza.mylivepage.ru/image/1817/18359/52266154_Diyarbakir_Ulu_Cami_3016.jpg</guid></item><item><title>LOLAN (LULAN-LOU-LAN) OYMAĞININ GENEL TARİHÇESİ</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/807/LOLAN%20%28LULAN-LOU-LAN%29%20OYMA%C4%9EININ%20GENEL%20TAR%C4%B0H%C3%87ES%C4%B0%20</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;LOLAN (LULAN-LOU-LAN) OYMAĞININ GENEL TARİHÇESİ &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Lolan kelimesinin anlamı, ne kitaplarda vardır ve ne de yaşamış büyükler arasında bilinmektedir. Ancak, Lolan dendi mi, bir büyük tarihî oymağın ve boyun adı olarak bilinmektedir. Bu isim, Orta Asya’da bir zamanlar büyük bir imparatorluk kurmuş olan Hun İmparatorluğu dönemine kadar uzanmaktadır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“an” eki Türkçe gramerde yer almakla beraber, genelde Farsça’dan geçen işlek bir ektir. “Lol” kökü ise, “lal-lâl-lul-lol” değişimi ile Lol olduğunu göstermekte ise de, kanımızca bu kök, oturulan bölgenin yer isminden kaynaklanan “Lul” dan bozma olsa gerek. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Orta Asya’da ve şimdiki Çin toprakları içinde olan Doğu Türkeli’deki Altın Dağ’ın kuzeyinde bulunan LOP GÖLÜ yakınlarındaki (LUL-AN) kazılarında “LOU-LAN” kasabasının ortaya çıkışı; Lolanlıların tarihçesindeki başlangıç noktasına dikkati çekmektedir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anadolu’daki yerli hâlk, Lolan oymağının hâlkına “LOL” ve bu hâlktan olan kişilere veya bireylere “LOLIC” demektedir. Çin kaynakları, dillerinin özelliği bakımından tek heceli dil grubuna girdiğinden, Lolanlıların “LOU-LAN” göstermektedir. 1985 yılında TRT televizyon kanallarında yayınlanan “İPEK YOLU” dizisinde de Lolanlılar, aynı şekilde “LOU-LAN” olarak yayınlandı. Yöre hâlkı, Lolanlılarla meskûn olan bölgeye de “LOLA” demektedir.&lt;br /&gt;&#13;
Günümüzde Varto’da, Pülümür’de Bingöl’de, Erzincan’da, Aşkale’de, Kars’ın Selim ilçesi köylerinde yer alan Lolanlıların kabile ve soy adlarında görüldüğü gibi, Doğu Türkeli’nde “LOU-LAN”, Doğu Avrupa’nın Valday sırtlarında “NEU DANZİG”, Polonya’nın kıyı şeridinde kurulmuş olan Danzig kenti ile Pülümür-Bingöl ve Varto’daki Danzig köy isimlerinin bulunuşu, Lolan oymağının Hun göçleriyle birlikte bu yerlere kendi adlarını verdiklerini göstermektedir. Bu gün belki bu yerlerde Lolanlılar bilinmese bile ilk dönenlerinde bulundukları, Anadolu’dakilerin kendi kökenlerini yitirmedikleri anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Gaziantep’in Araban ilçesinde birbirine yakın iki köyü de “yukarı Lolan ve Aşağı Lolan” olarak belirlenmiştir. Bunların, Varto-Tunceli ve Erzincan’daki Lolanlılar ile akraba olup olmadıkları bilinmemektedir. Ancak, aynı soydan ve aynı kökenden geldikleri ve önceleri dış etkilerle Alevi inancını benimsemiş iken, atalar dini saplantısından kurtulup ırkın dini olmayacağı gerçeğini gördükleri ve İslamın güzelliklerini görmeleri sonucu Sünni mezhebini tercih ettikleri bilinmektedir. Bu konuda Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Seydi ÖZYİĞİT, hazırlamış olduğu lisans tezi araştırmasında şu bilgiyi vermektedir:&lt;br /&gt;&#13;
“Anadolu’daki Lolan aşiretinin küçük bir kısmı da Gazi Antep ilinin Araban ilçesine bağlı “Lolan” ismiyle bilinen iki küçük köyde yaşamaktadırlar. Her iki köyde tamamen Lolanlılar oturmakta olup, bunların birbirine çok yakın akrabadırlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Araban ilçesinin birçok kilometre doğusunda bulunan verimli ovada yer alan Lolanlılar, çiftçilik yapmakta olup, az da olsa büyük ve küçük baş hayvan beslemektedirler. Türkçe konuşan bu Lolanlı köyler, Sünni Hanefî mezhebindedirler.fakat Aşağı Lolan köyü eski muhtarı olan Mustafa Demir ve Yukarı Lolanlı Mehmet Özyiğit’in verdiği bilgilere göre, çok eskiden Alevi olduklarını birtmişlerdir.Bu durum bu köylerdeki Lolanlıların atalar dini saplantısını terkettiklerini göstermektedir. Biz de buna dayanarak bu iki Lolan köyünün ilk sakinleri olan Lolanlılar’ın Alevi olan Erzincan ve Varto Lolanlıları ile ilgilerinin olabileceğini tahmin etmekteyiz. Araban’daki Lolanlılar’ın eskiden Alevi olmaları ve Türkçe konuşmaları da gösteriyor ki, bu Lolanlılar, çok büyük bir ihtimalle Yavuz Selim zamanından önce ayrılmış ve buralara gelmiş olmaları muhtemel.”(1)&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Varto’daki Lolan kabilesinin bütün büyükleri, Erzincan ve şimdiki Tunceli ilinin Pülümür ilçesinin Danzig bölgesinden geldiklerini ve oradaki Çirik ve civar köylerinde oturdukları, bunu da babalarından ve dedelerinden duyduklarını söylemektedirler. Danzig bölgesine ise, İran’ın Horasan bölgesinden göç ettiklerini, bu göçün, Selçuklu akınları ile birlikte veya sonra olduğu belirtilmektedir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hâlen Pülümür’ün Danzig bucağı ile Bingöl, Göle, Selim ve Varto’daki Lolanlılar, birbirlerine gidip gelmekte ve birbirlerini yakından tanımaktadırlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kaynaklar, Lolan oymağının Miladi 4. yüzyılda anayurtları olan Türkistan’daki “Lu-lan” Lolan kentinden batıya göç etmiş olduğunu belirtmektedir. Lolan şehrinin harabeleri, hâlen Lop Gölü yakınlarındaki kazılardan anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hicri 10. yüzyılda Varto’ya gelen ve ilçenin yerli hâlkından sayılan bu oymak hâlkı, Dersim ve Erzincan bölgelerinden Varto’ya geldiklerine ve Akkoyunlular zamanında burada yerleşik bir kabile olarak Karaballı oymağına mensup oldukları bilinmektedir. Köylerindeki mezar taşlarında koç ve koyun başları resimlerinin bulunuşu, bunu belgelemektedir. Bu kabile hâlkı, Varto’da Kalıbal-Kasım-Kacer ve Hıdan boylarına ayrılmış olup, eski gelenek ve göreneklerini, inanç ve yaşam özelliklerini korumaktadırlar.Atalar dinini gerçeklere İslama tercih etmektedirler. &lt;br /&gt;&#13;
Aynı şekilde araştırmacı/yazar rahmetli Salih San da, Hun güçleriyle birlikte Orta Asya’dan Batı Türkistan’a ve Horasan bölgesine, orandan da Selçuklu akınlarıyla birlikte Anadolu’ya Erzincan bölgesine geçtiklerini bildirmektedir.(3) bu üç ayrı açıklama, birbirinden alıntılı olsa bile, gerek Prof. Dr. Osman Turan’ın Selçuklular Tarihi ve gerekse T. Yılmaz Özturan’ın Türkiye Tarihi ile Hunlar’ın parçalanmasından sonra Kuzey Hunlar’ın Ön Asya’ya ve Doğu Avrupa’ya göçleri ile göç yolları birbirini tamamlayan tarihi olgudur.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hunlar zamannındaki “Lolan şehir devletlerinin yeri üzerinde yabancı araştırmacılar tarafından çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bu araştırmacılardan Albert Herman, Condray, Sven Hedin ve Aurel Stein araştırmalarıyla bu konuya değinmişlerdir. Lolan şehri Hunlar zamanında Lobnor-tuslu bataklıklarının (şimdiki Lop Gölü çevresi) kuzeyinde olup aynı gölün güneyinde de “Şanşan” adında bir şehrin olduğu belirlenmiştir.&lt;br /&gt;&#13;
Hâlen Lop Gölü civarında bulunan Lolan Harabeleri meşhur olup bir çok Doğulu ve Batılı şarkiyatçının ilgisini çekmiş, üzerinde çeşitli yayınlarla birlikte defalarca kazılar yapılmıştır.&lt;br /&gt;&#13;
Şeyh Sait Ayaklanmasında  Hormek ve Lolan aşiretleri, Hallo başkanlığında büyük milis kuvvetlerle, Cibranlılar’a saldırırlar ve mallarını talan ederler.
&lt;/p&gt;</description><category>lolan aşireti tarihi, lolanlılar, aşiretler tarihi, alevi araştırmaları, alevi, alevi türkler, hunlar, hun boyları</category><pubDate>04 Dec 08 14:29:13 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/807/LOLAN%20%28LULAN-LOU-LAN%29%20OYMA%C4%9EININ%20GENEL%20TAR%C4%B0H%C3%87ES%C4%B0%20</guid></item><item><title>Kürt Alevi ya da Ermeni olmak…</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1342/788/K%C3%BCrt%20Alevi%20ya%20da%20Ermeni%20olmak%E2%80%A6</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Alevilik perdesi altında ermenicilik yapıldığının samimi itiraflarını bulabileceğiniz bir yazı &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kürt Alevi ya da Ermeni olmak…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Alevilik gibi dünya halklarini herkesten farkli olarak 72.5 yerine 73 millet olarak kabul eden bir felsefeye, inanca bagli insanlarin hangi etnik kökenden geldiklerinin ne önemi var? Kürt, Türk, Ermeni, Laz ya da Musevi olursa Alevilik farklilasiyor mu?  &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Caner Canerik &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türk Tarih Kurumu Baskani Yusuf Halaçoglu’nun gerçeklestirdigini söyledigi ve henüz tam olarak hangi kanitlara dayandigi belli olmayan arastirmasi ve ardindan bu çalismasina dayanarak yaptigi “Kürt Aleviler dönme Ermenidir” cümlesi, her ne kadar olumsuz ve irkçi bir yön tasisa da, Türkiye’de aleni olarak ilk kez bir resmi kurum baskani sifati tasiyan biri olarak, resmen Kürt Alevilerin varligini taninmis oldu. Ama TTK Baskani, bu açiklamasiyla kendi kalesine iki gol birden atti. Birinci golü, savunucusu oldugu devlete, resmi ideolojiye atti. Çünkü, kendi içlerinde sayilarinin 40 mi yoksa 50 milyon mu oldugu tartismasini yapan, Meclis’te grup kuran ve bölgenin neredeyse tamamina siyasal olarak hakim olan ama Kürtleri resmen yok sayan devlete atti. Kürtlerin varligini “Tarih Kurumu Baskani” sifatiyla teyit etti. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ikinci golü ise son iktidar döneminde “Islam’in bir parçasi” oldugunu savunan ya da Alevi örgütlerince ‘düskün’ ilan edilen kisiler haricinde hiçbir Alevi’ye randevu vermeyen, görüsmeyen, resmen yok sayilan, Kürtlere karsi “örtülü ödenekten” desteklenerek “milliyetçi cephenin” bir parçasi haline getirilmek için sadece kullanilan, çocuklarina zorla din dersi verilerek ‘Müslümanlastirilan’ yine Kürtler gibi yok sayilan bir inanç grubunun varligini kabul ederek atti. Buradaki en önemli unsur ise Kürtlerin asimilasyon sürecinde aralarinda dinsel farkliliklari kullanarak, ‘Aleviler Türk’tür’ felsefesiyle yillarca savunan ve kismi de olsa basari saglayan biz resmi tezi yerle bir etti. Kürt Alevilerin varligi ‘irk’ gibi hos olmayan bir noktadan çikisla da olsa resmi baglamda kabul edilir, tartisilir kildi. Ama bugün ‘Ermeniler mi yoksa safkan Kürtler mi’ tartismasindan öte, Kürt Alevilerin bati metropollerinden baslayarak en kutsal mekanlarina dogru hizla yayilan bir saldiri dalgasi altinda, kendi inanç ve degerlerini kaybetme tehlikesiyle karsi karsiya olmalari daha hayati önem tasiyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Alevilige irkçilik ne kadar bulasti? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hrant Dink’in cenaze törenine katilan yüzbini askin kisinin dilinde tek bir slogan vardi. “Hepimiz Hrantiz, Hepimiz Ermeniyiz” Türkiye’de yillardir küfür anlaminda kullan(dir)ilan Ermeni kimligini yüz bin kisinin Istanbul’un göbeginde haykirmasinin bir süre sonra belli çevrelerde rahatsizlik yarattigi ortaya çikti ve kafatasçilar bu söyleme itirazlarini yüksek sesle dile getirmeye basladilar. Bir ezberin bozulmasi, halkin yillarca devlet tarafindan düsman belletilen bir halkin evladini ve halki sahiplenmesi önemliydi. Ama Halaçoglu’nun sadece ‘derinlerde’ yankilanan bir sesi, ‘bayramlik agzini’ açarak salivermesiyle ortaya çikan tartismalara – Ayni zamanda Hrant’in cenazesine- katilan Alevi örgütlerinin önemli bir bölümünün, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganini çoktan unutmus olduklarini ve çok açik olarak dillendirmeselerde,”dönme Ermeni” olduklari ithamindan, Ermeni olarak tanimlanmalarindan duyduklari rahatsizliklarini dile getirmeleri ayri bir noktayi gözler önüne serdi. Hrant’in toplumda yarattigi saygi bir yere kadar gitmis, tüm ülkenin oldugu gibi Alevilerin de zihinlerine yerlestirilen gizli irkçiligi asmaya yetmemisti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Halaçoglu’nun yaptigi irkçi tanimlamalara tepkiler verilmeye baslaninca metin aralarinda yapilan itirazlarin net olarak neden kaynaklandigini anlamaya çalistim. Bir inkara yapilan bir itiraz miydi? Bir inanci, yasam felsefesini bir irka mal etmesine karsi tüm insanlari kardes bilen hümanist bir anlayisin savunucusu olma konumlarinin getirdigi bir tepki miydi? Bir etnik kimligin, bir inanca mensup bölümünün “dönme” olmasina mi? “Dönme”ye edilen itiraz kendi öz kimligin savunulmasindan mi kaynakliydi yoksa…? Neden? Tam olarak niyetleri, tepkilerin nedenlerini anlayabilmek için yapilan açiklamalari tekrar tekrar okuyunca bir yerlerden kendini ele veriyor. Yapilan asil itiraz, ‘irkçilik karsiti’ gibi gözükse de, bir halka karsi duyulan gizli bir nefretin yansimasindan baska bir sey degil. Temel dayanak ‘Ermeni kökenli, Kürt Alevi’ unsurunun ret edilmesi. Bir zamanlar “Kürt , Alevi yoktur. Herkes Türk ve Müslüman’dir. Aksini söyleyen bölücüdür” mantiginin, “Kürt Alevi” versiyonundan baska birsey olmadigi ve daha da vahimi ‘Kürt Alevi’ taniminin neredeyse ‘safkan-ari’ bir irk oldugu noktasina kadar getirilmis olmasidir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
‘Kürt Aleviler-in, dönme Ermeniler’ olmasi neden ‘Alevileri’ rahatsiz ediyor? Böyle bir ihtimalin olabilirligi ve bütünü temsil etmese de küçük bir oranda varligi bilinen bir gerçektir. Kürt Alevilerin en yogun olarak yasadigi yer olan Dersim’de, ‘Ermeni’ kökenli olup, ‘Kürt ve Alevi’ olarak kendisini tanimlayan, bu dili konusan ve bu inancin geregini yerine getiren azimsanmayacak derecede insan mevcuttur. Tipki, Kürt etnik kimliginden gelen ve ayni zamanda da kendisini Türk ve Alevi olarak kabul eden dönmelerde oldugu gibi. Halaçoglu ve onun temsil ettigi kurumun zihniyeti bellidir. Bu zihniyet, ‘Tek millet, tek bayrak, tek devlet’ zihniyetinin savunucusudur. Bu zihniyet, utanmazsa ‘Ermeni’ kelimesini ‘küfür’ olarak resmi sözlüklerine yerlestirecek kadar bu halk(lar)a karsi pervasizlasmistir. Bu zihniyetin temsilcileri, 1915’de yapilanlari unutturabilmek, iç kamuoyunda hakli çikabilmek için, sayilari 80 milyonluk ülkede yüz binin altina düsürülmüs bu halki hala ‘düsman’ kategorisinde, tehlike olarak göstermek istemektedirler. Bu ülkede istemeseler de artik ‘kart-kurt’ yerine Kürt demeyi kabullendiler. Kürt Alevileri de ‘Potansiyel tehlike, terörist’ kategorisinde de olsa resmi agizlardan dillendirmeye basladilar. Kürt Alevileri de bu baglamda kendi cephesine çekmek istedikleri ve bunu da ilk tepkilerden anlasildigi kadariyla kismen basardiklari bir gerçek. Gidisat pek hayra alamet bir durumu göstermiyor ya, ‘hayirlisi’ diyelim simdilik... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ermeni Alevi olamaz mi? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Asil soruyu tekrar animsatmak gerekiyor: ‘Kürt Alevilerin dönme Ermeni’ olmasinin ne gibi bir sakincasi var? Alevilik gibi dünya halklarini herkesten farkli olarak 72.5 yerine 73 millet olarak kabul eden bir felsefeye, inanca bagli insanlarin hangi etnik kökenden geldiklerinin ne önemi var? Kürt, Türk, Ermeni, Laz ya da Musevi olursa Alevilik farklilasiyor mu? ‘Türklesen ya da Kürtlesen Alevi, Kürtlesen Türkmen, Türkmenlesen Kürt’ tanimlamasi rahatsizlik yaratmiyor da, ‘Ermeni Alevi’ neden rahatsizlik yaratiyor? Verilen tepkilerin bu kadar siddetli olmasinda Halaçoglu’nun ‘Dönme Ermeni’ tanimlamasini kullanmasi ne kadar etkili oldu. Yapilan açiklamalara baktigimizda bu tetikleyici tek unsur oldu diyebiliriz. Çünkü, Alevilerin etnik köken ve inançlarina iliskin daha önce yapilan tartismalarda ‘Ermeni’ faktörü olmadigi için herhangi bir ciddi tepkime yaratilamadi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Büyük düsman: Gizli Irkçilik &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Alevi sivil toplum kuruluslari her ne kadar Halklarin kardesligi temelinde bir takim açiklamalar yapsa da, ‘Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni’ gibi kelimeleri sablonun bir parçasi olarak bir araya getiriyor olsalar da, bana göre bilinçaltlarinda yer alan ‘Ermeni’ imgesinin karsiligi ortaligi bir anda ateslendiriyor. Bu bilinçalti vaziyetinin iki nedeni kanimca mümkün. Türkiye’de 1915 kiriminin ardindan sag kalanlar, tekrar ayni seyi yasamamak için kendi kimliklerini gizleme ve farkli etnik, dinsel kimliklerle kendilerini ifade etmeye basladilar. Ermenilerin yogun olarak yasadiklari bölgelerde yasayan ve bu etnik kökenden geldikleri bilinen kisilerin en radikal Türk milliyetçisi kesildikleri bilinen bir gerçek. Açikçasi milyonlar olarak tanimlanan bir katliamin ardindan yasamak için, hayatta kalmak için insanlarin sarildiklari ve korktuklari kadar radikallestikleri bir gerçekligin yansimasini kabul etmek, aranirsa bir mantik bulmak, anlayabilmek elbette ki mümkün. Kürt Alevilerin dönme de olsa Ermeni olarak tanimlamalarina karsi bu kadar sert tepki gösterilmesi, bir anlamda kimliklerin desifre edilmesine bir tepki de olabilir. Ama hemen belirtmek gerekir ki, Kürt Aleviler içerisinde kirimdan kurtulmus ve kendisini ‘Kürt Alevi’ olarak tanimlayan insan sayisi abartilacak kadar olmasa da, yine de önemli bir meblag olusturuyor… Ikinci ve kanimca en önemli nedenlerinden birisi, Kürt Alevilerin önemli bir bölümünün Türklesmesinden kaynakli, ‘Türklüge düsman’ olarak gösterilen bir halkin ferdi olmamak, ‘Düsman katogorisinde’ yer almadigini göstermek için verilen bir tepki. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kürt Aleviler, Kürt etnik kimliklerini ret etmeseler de, gerçek yasamda etnik kimlik olarak bir inanci, bir felsefeyi kullaniyor ve kendilerini Alevi olarak tanimliyorlar. Üst-kimlik olarak da, ‘Türk’ tanimlamasini kullaniyorlar. Kürt orijinleri çok kisitli yasam alanlarinda, evlerinde ya da genis aile iliskilerinde ön plana çikiyor. Elbette ki bir insanin kendisini nasil tanimladigi kendi kisisel problemidir. Ama ortaya çikan bir realite vardir ki o da; Ermeni, Türk, Laz ya da Çerkez dönmesi de olsa, neticede kendisini Kürt Alevilerin içerisinde bulan, gören ve öyle tanimlayan insanlarin 1990’li yillarda yasanan zorunlu iç göçle birlikte hizli bir asimilasyon sürecine dahil edildikleridir. Bu süreçte ‘etnik’ kimligi önemsemedigini iddia eden, inançlarinda Türkçeyi kullanan Türk Alevilerin yarattiklari ya da bilerek-bilmeyerek bir parçasi olduklari asimilasyon süreci Kürt Aleviler üzerinde çok önemli ve kapanmasi imkansiz sayilabilecek izler birakti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kürt Alevilerin en çok yasadigi yer olan Dersim’de bile, Kürt Aleviligi çevresel faktörlerin geleneksel inanç sistemini büyük oranda kusatmasi ve daha da önemlisi Alevilik üzerinde yapilan seferin zafere dönüsmeye basladigi bir mekan haline gelmeye baslamistir. Burada Erzincan, Sivas gibi Türk Alevilik felsefesinin güçlendigi, ortaya çiktigi ve önemli bir agirliginin bulundugu bölgelerden yayilan Türkçe ibadet dili yerel ritüellerin, Dersim Kürt Alevi inanç ve ibadet sistemini önemli oranda degistirmis olmasi ve bu politikaya karsi dinsel ögeler nedeniyle karsi durulmamis olmasinin altini kalin bir çizgiyle çizmek gerektigine inaniyorum. Yerel ritüellerin yerini Cemevlerinde ve bahsedilen bölgelerden gelen ritüellerin almis, ziyaretgahlar, degerler, semboller, kutsal kisilikler önemli oranda degistirilmistir. Buna çok basit bir örnek olarak, Dersim’de hala Kürtçe –Zazaca-yi ibadet dili olarak kullanan kisiler “Xizir ve Düzgün Bava” Ayin-i Cemlerinde temel köse taslari olmayi sürdürürken, bagislarla yaptirilan Cemevleri ya da Sivas, Erzincan gibi illerde Alevilik egitimi görmüs-almis kisilerin etkinlik alanlarinda Türkçe olarak ibadetlerin yapilmasi, buralarda Kürtçe ibadetlerde hiç adlari anilmayan, Pir Sultan, Haci Bektas gibi kisilerin adlarinin anilmasi önemli bir kirilma noktasidir. Göçle birlikte bati metropollerinde kendilerini ‘Kürt Alevi’ olarak tanimlayan insanlarin, kendi dillerinde ibadet edecek mekanlarinin olmamasi, Sivas, Erzincan Alevileri olarak gruplayabilecegimiz Türk Alevilerin Cemevlerinde ibadete gitmeleri ciddi bir asimilasyona neden olmaktadir. ‘Ibadet mekaninin önemi yoktur’ anlayisiyla hareket eden Kürt Aleviler, burada Türkçe yapilan ibadetlere katilmakta ve ‘Alevi’ üst kimligi altinda kendilerine sunulan yasam felsefesini kabul etmektedirler. Ikinci adim ise bunun Türklesmeyi beraberinde getirmesi ve sonuçta ‘Asil Türkler Alevilerdir, Biz Türk’üz, Horasan’dan geldik’ gibi noktaya götürebilmektedir. Elbette ki burada devletin, Alevileri milliyet temelinde örgütleme çabasi bir yandan da ‘Ali’yi sevmek Alevilik ise biz de Aleviyiz’ ya da ‘Alevilik Islam’in bir parçasidir’ mantigiyla Aleviligi Islamiyet’in bir parçasi yapmak isteyen Islamci kesimin çabalarini da gözardi etmemek gerekir. Kürt Alevilerin metropollerde ibadet için gittikleri Cemevlerinin önemli bir bölümünün ‘örtülü ödenek’den nemalandiklari ve bu zihniyetin savunuculugunu yaptiklari, herhangi bir sekilde Alevi’de barindirsa ‘Kürt’ kelimesini o dergahlardan, Cemevlerinden içeri sokmadiklari ve içeride sözde ‘etnisiteyi önemsemeyen’ maasli ‘dede’lerin ‘Türklük propagandasi’ yaptiklari da ayri ve alenen bilinen bir gerçek. Bu mekanlarda çalisan “‘Alevi Kürt”’kisilerin kendi dillerini sohbet etmek için dahi rahatça kullanamadiklari ve baski altinda bulunduklari da. Elbette ki orada ne isleri oldugu da çok ayri bir tartisma konusu… &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ayni soru bir kez daha… &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türklesen Kürt Aleviler, kendi kökenlerini inkar etme ve öteki kimligi benimsemede dag kültüründen kaynakli bir psikolojinin yansimasindan olsa gerek ki, oldukça radikal-milliyetçi hatta kafatasçi zihniyete sahip olabiliyorlar. Bu, Türkiye’de yasayan Kürt, Türk ya da Ermeni kökenli Alevilerin, Türkiye halklarinin sorunu haline gelebiliyor. Dönme ya da Ermeni olmakla itham edildiklerinde, insanlari ‘dönme’ye mahkum eden zihniyete tepki verecekleri yerde, kendilerinin ‘Ermeni’ olarak tanimlanmalarina büyük oranda tepki gösteriyorlar. Kürtlük ile ortak dini bag bir türlü saglandigi için çok fazla problem olarak görmeseler de, Ermeni kelimesi bu insanlarda infial yaratabiliyor. Elbette ki, bu kafatasçi zihniyetin insanlari kategorize etmesini hakli çikartmiyor. Bilakis, bu kategorizasyonda insanlarin bir etnik kimlik kategorisinde yer almak istememesi bunu hakaret olarak görmesi kanimca asil problemi yaratiyor. Kürt Aleviler bugün ‘entegrasyon’ adi altinda, ‘Alevilik’ adi altinda etnik kimliklerinden, kültürel degerlerinden ve yerel inançlarindan hizla koparilmakta ve bu felsefeyi savunan insanlarin karsisina bir nefer olarak çikartilmaktadirlar. Bu süreç, Kürt Alevilerin kendi dillerinde ibadetlerini yapabilecekleri mekanlari yaratincaya kadar devam edecektir. Aksi durumlarda Yavuz’un Yeniçerilerini yetistiren yapilar içerisinde Kapikulu askeri ya da Yeniçeri olmalari kaçinilmaz olacaktir. Kürt Aleviler, aralarinda dönme Ermeni oldugu gerçegini kabul etmelidirler. Eger burada bir utanç var ise bu Kürt Alevilerin utanci degil, Ermenileri Kürt ve Alevi olmaya mahkum etmis zihniyetin, kafatasçi ideolojinin utancidir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tüm Türkiye’de yasayan Aleviler, bu ülkeyi saran milliyetçilik rüzgarinin bu yasam felsefesinin içerisine ne kadar sizdigini, kendilerinin ne kadar etkisinde kaldiklarini sorgulamalidirlar. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CANER CANERIK&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ccanerik@gmail.com
&lt;/p&gt;</description><category>kürt alevi ya da ermeni olmak, ermeni, alevi, ermeni alevi, aleviliğin suistimali, aleviliğin istismarı</category><pubDate>26 Oct 08 09:02:48 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1342/788/K%C3%BCrt%20Alevi%20ya%20da%20Ermeni%20olmak%E2%80%A6</guid></item><item><title>Otuz yıllık kâbus bitecek mi</title><link>http://paylasim.mylivepage.com/forum/775/986/Otuz%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20k%C3%A2bus%20bitecek%20mi</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Otuz yıllık kâbus bitecek mi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Taraf/HALİL BERKTAY - Istanbul - 07.10.2008 &lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
Peki şimdi ne olacak? Türkiye’de Türk-Müslüman olmayan, Kürt, Rum, Ermeni, Alevî çocuklarının hayatları üzerine kurulu kitaplar ne zaman yazılıp okullarda okutulacak? Şu yaşadığımız korkunç otuz yıl, geleceğin kültürüne, sanatına, müziğine, edebiyatına nasıl yansıyacak?&lt;br /&gt;&#13;
Hrant’ın vurulmasının ardından, 2007’nin ilk yarısının Cumhuriyet ve bayrak mitingleri, bir bakıma AB-AKP karşıtı mobilizasyonun doruğu oldu. Eski Sol ve eski Sağa elele verdirten, fiilî CHP-MHP ittifakını da kucaklayan ve kentli seçkinlerin korkularından güç alan “Kızılelma Cephesi”, büyük bir kitle desteğine ulaştığı izlenimini uyandırdı.&lt;br /&gt;&#13;
Ulusalcılığın yakın taktik hedeflerinden biri, Sezer’in cumhurbaşkanlığı sona ererken, askerî-bürokratik kompleksin asla yitirmemesi gereken Çankaya kalesinin AKP’ye kaptırılmamasını sağlamaktı. Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 2003’te emekliye ayrılmasının ardından, cumhurbaşkanı seçilebilmesi için ilk iki turda üçte iki çoğunluğun gerekli olmasının ötesinde, doğrudan doğruya TBMM’nin üçte iki çoğunlukla toplanmasının şart olduğunu öne sürmüştü. İlk başta hemen hiç kimsenin itibar etmediği, böyle şey olur mu diye şaşkınlıkla karşıladığı bu tez, zaman içinde bir “devlet projesi” olarak güç kazandı. En başta Deniz Baykal bu yoruma sahip çıktı; &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ALINTIDIR; Yazının Tamamı ve Devamı Aşağıdaki linkten okunabilir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;a href="http://www.taraf.com.tr/haber/18563.htm"&gt;http://www.taraf.com.tr/haber/18563.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>turk, müslüman, kurt, ermeni, alevi, kultur, mezhep, akp, cumhuriyet, miting, sezer, baykal, chp, mhp, hrant</category><pubDate>25 Oct 08 00:45:00 GMT</pubDate><guid>http://paylasim.mylivepage.com/forum/775/986/Otuz%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20k%C3%A2bus%20bitecek%20mi</guid></item><item><title>Şadıllı Aşireti</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/761/%C5%9Ead%C4%B1ll%C4%B1%20A%C5%9Fireti</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Şahdililer Anadoluya gelen en büyük gurubu Bingöl iline bağlı Kiği ilçesine Gırı Gakvin eteklerine kaymış ve bu yerde yerleşmeye çalışmışlar bu kezde o bölgeye o tarihte hakim Ermeni saldırısına uğramış ve aşiret reisleri Bağın Kalesinde zindana atılmışlardır .Ancak o tarihlerde o bölgeye yakın ve bugünde Elazığ ili Karakoçan ilçesinebağlı [Delikan] köyünü kuran ve yerleşen Seyit Nuri Cemalettin [Halk arasında Cemal Abdal]olarak bilinenzat tarafından kurtarılır Şahdililer Cemal Abdala ikrar verip talibi olmuşlardır.&lt;br /&gt;&#13;
Şahşadılılarla ilgili bilgilerde bunların Anadoludaki en büyük aşiret boyların olduklari ve Türkiyenin pek çok iline dağılmışlardır.
&lt;/p&gt;</description><category>şadıllı aşireti, aşiretler, aleviler, alevi, aşiretleri</category><pubDate>15 Sep 08 15:26:18 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/761/%C5%9Ead%C4%B1ll%C4%B1%20A%C5%9Fireti</guid></item><item><title>http://www.aleviweb.com/</title><link>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1493/http%3A%2F%2Fwww.aleviweb.com%2F</link><description>&lt;hr/&gt;URL: &lt;a href="http://www.aleviweb.com/"&gt;http://www.aleviweb.com/&lt;/a&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tanımlama: &lt;br/&gt;&lt;p&gt;Aziz dinimiz islamı kendilerine düşman olarak benimsemiş olanların yönetimindeki bir alevi sitesi.&#13;
Sitede islama dair en ufak olumlu bir yazıya bile tahammülü olmayan bir site.Dinsizliği alevilik zanneden bir anlayışa sahip bir site.
&lt;/p&gt;</description><category>alevi, aleviweb, dinsizliği alevilik zannedenler, alevi siteleri</category><pubDate>07 Sep 08 10:17:35 GMT</pubDate><guid>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1493/http%3A%2F%2Fwww.aleviweb.com%2F</guid></item><item><title>http://www.kizilbasforum.com/</title><link>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1491/http%3A%2F%2Fwww.kizilbasforum.com%2F</link><description>&lt;hr/&gt;URL: &lt;a href="http://www.kizilbasforum.com/"&gt;http://www.kizilbasforum.com/&lt;/a&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tanımlama: &lt;br/&gt;&lt;p&gt;Müslüman bir alevi sitesi(sünni müslümanlardan da değil).Her alevi sitesi gibi tabii ki Osmanlıya da düşman bir site.Ancak bir çoğundan farklı olarak dine düşman değil.
&lt;/p&gt;</description><category>kızılbaş, kızılbaşforum, alevi, kızılbaşalevi siteleri, müslüman alevi</category><pubDate>07 Sep 08 09:57:06 GMT</pubDate><guid>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1491/http%3A%2F%2Fwww.kizilbasforum.com%2F</guid></item><item><title>http://www.huizen-alevi.nl/</title><link>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1486/http%3A%2F%2Fwww.huizen-alevi.nl%2F</link><description>&lt;hr/&gt;URL: &lt;a href="http://www.huizen-alevi.nl/"&gt;http://www.huizen-alevi.nl/&lt;/a&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tanımlama: &lt;br/&gt;&lt;p&gt;Türkiye'deki geleneksel aleviliği laiklikle harmanlamış laik bir alevi sitesi.
&lt;/p&gt;</description><category>alevi siteleri, alevi, almanya alevileri</category><pubDate>07 Sep 08 09:07:50 GMT</pubDate><guid>http://siterehberi.mylivepage.com/link/1193/1486/http%3A%2F%2Fwww.huizen-alevi.nl%2F</guid></item><item><title>16.yy ın ilk yarısında Kiğı Sancağı.pdf</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/file/996/3918/16.yy%20%C4%B1n%20ilk%20yar%C4%B1s%C4%B1nda%20Ki%C4%9F%C4%B1%20Sanca%C4%9F%C4%B1.pdf</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://tarihci.mylivepage.com/file/996/3918/16.yy%20%C4%B1n%20ilk%20yar%C4%B1s%C4%B1nda%20Ki%C4%9F%C4%B1%20Sanca%C4%9F%C4%B1.pdf"&gt;16.yy ın ilk yarısında Kiğı Sancağı.pdf&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;p&gt;Akademik bir inceleme olup görüşler makalenin yazarına aittir.Genel itibariyle faydalı bir çalışma.Türkleşme gibi bir kaç yerde geçen&#13;
tarihi karşılığı olmayan görüşlere ise elbette katıldığım düşünülemez.
&lt;/p&gt;</description><category>kiğı tarihi, osmanlı tarihi, ermeni, turk, müslüman, kurt, alevi, tarih</category><pubDate>24 Aug 08 13:13:44 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/file/996/3918/16.yy%20%C4%B1n%20ilk%20yar%C4%B1s%C4%B1nda%20Ki%C4%9F%C4%B1%20Sanca%C4%9F%C4%B1.pdf</guid></item><item><title>Kiğı İlçesi Alevi Köy ve Mezraları</title><link>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/711/Ki%C4%9F%C4%B1%20%C4%B0l%C3%A7esi%20Alevi%20K%C3%B6y%20ve%20Mezralar%C4%B1</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Bigöl'ün kızey batısında yer alan Kiğı ilçesi Tunceli Pülümür ilçesi ile sınırdır.&lt;br /&gt;&#13;
İlçede 28 köy ve 64 mezraa bulunur.&lt;br /&gt;&#13;
Mezraaların tamamına yakını Alevidir.Köyler genellikle karışık olmasına rağmen Başda gelen Alevi köyleri ;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tekbaş (Dızvaz)&lt;br /&gt;&#13;
Billece&lt;br /&gt;&#13;
İlbeyi&lt;br /&gt;&#13;
Nacaklı (Aftinik)&lt;br /&gt;&#13;
Gökmezraası&lt;br /&gt;&#13;
Akımlı&lt;br /&gt;&#13;
Sabırtaşı&lt;br /&gt;&#13;
serinyer&lt;br /&gt;&#13;
Baklalı&lt;br /&gt;&#13;
Osmanuşağı&lt;br /&gt;&#13;
Kiğı Merkez (Qasaba)&lt;br /&gt;&#13;
Dallıca &lt;br /&gt;&#13;
Topraklık&lt;br /&gt;&#13;
Ölmez&lt;br /&gt;&#13;
Ağaçöven&lt;br /&gt;&#13;
Alagöz&lt;br /&gt;&#13;
Kutluca&lt;br /&gt;&#13;
Sırmaçek&lt;br /&gt;&#13;
Yazgünü (Hupus) ( [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] )&lt;br /&gt;&#13;
Eşme&lt;br /&gt;&#13;
Darköprü&lt;br /&gt;&#13;
Zımtek&lt;br /&gt;&#13;
Karer ( [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] )&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
BİLİNEN MEZRAALAR&lt;br /&gt;&#13;
Arrek&lt;br /&gt;&#13;
Zermek&lt;br /&gt;&#13;
Haküstün&lt;br /&gt;&#13;
Haror&lt;br /&gt;&#13;
Avenk&lt;br /&gt;&#13;
Azbut&lt;br /&gt;&#13;
Hecilyas&lt;br /&gt;&#13;
Suvariş &lt;br /&gt;&#13;
Balucuyan&lt;br /&gt;&#13;
Sefkiyar&lt;br /&gt;&#13;
Darebi (Sütlüce)&lt;br /&gt;&#13;
Bekan &lt;br /&gt;&#13;
Şirnan&lt;br /&gt;&#13;
Pircan&lt;br /&gt;&#13;
Köşmür&lt;br /&gt;&#13;
Körkan&lt;br /&gt;&#13;
Hırçık&lt;br /&gt;&#13;
Yekmal &lt;br /&gt;&#13;
Deşt&lt;br /&gt;&#13;
Sağyan
&lt;/p&gt;</description><category>alevi, kiğı, alevi tarihi, alevi köyleri</category><pubDate>24 Aug 08 11:21:12 GMT</pubDate><guid>http://tarihci.mylivepage.com/forum/1320/711/Ki%C4%9F%C4%B1%20%C4%B0l%C3%A7esi%20Alevi%20K%C3%B6y%20ve%20Mezralar%C4%B1</guid></item><item><title>== Türküm Doğruyum Davalığım ==</title><link>http://paylasim.mylivepage.com/forum/1356/898/%3D%3D%20T%C3%BCrk%C3%BCm%20Do%C4%9Fruyum%20Daval%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20%3D%3D</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;a name=wiki_anchor0&gt;&lt;/a&gt;&lt;h2&gt; Türküm doğruyum davalığım &lt;/h2&gt;&#13;
&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Taraf/SİBEL HÜRTAŞ/ANKARA - Istanbul - 28.07.2008 &lt;br /&gt;&#13;
        &lt;img src="http://www.taraf.com.tr/fotoraflar/28trfs5toren3.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yıllardır ilkokullarda her sabah tekrarlanan “Türküm, doğruyum, çalışkanım” andının kaldırılması ya da çağdaşlaştırılması gerektiğini düşünen 42 öğretmen, hapis istemiyle hâkim karşısına çıkıyor &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Şubesi, geçen yıl Doğu ve Güneydoğu’daki şubelerin katıldığı bir Bölge İstişare Toplantısı düzenledi. 1-2 Aralık 2007’de düzenlenen toplantının sonunda açıklanan bildirgede, bazı önerilere yer verildi. Öğrenci andının da değerlendirildiği bildirgede, “İlköğretim okullarında okutulan öğrenci andı yeniden gözden geçirilmeli, etnik farklılıklar ve evrensel değerler dikkate alınarak yeniden dizayn edilmelidir” dendi.&lt;br /&gt;&#13;
Bildirgede, yerel dil ve lehçelerin seçmeli olarak okutulması, ideolojik eğitimden demokratik eğitime geçilmesi, öğrencilere kılık kıyafet serbestisi getirilmesi, başörtüsü yasağının kaldırılması gibi öneriler de yer aldı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KANUNA UYMAMAYA TEŞVİK • Toplantının ardından bir vatandaş, bildirge hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunu değerlendiren Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, bildirgede imzası bulunan öğretmenler hakkında soruşturma başlattı. Başsavcılık, soruşturma sonunda, Eğitim-Bir- Sen’in Şanlıurfa, Bitlis, Mardin, Adıyaman, Elazığ, Batman, Hakkari, Bingöl, Diyarbakır ve Van Şube yöneticisi 42 öğretmen hakkında dava açılmasını kararlaştırdı.&lt;br /&gt;&#13;
İddianamede, öğretmenlerin andın değiştirilmesi, farklı dilde eğitim verilmesi ve başörtüsü yasağının kaldırılması talepleri “halkı kanunlara uymamaya tahrik suçu” olarak yorumlandı. Öğretmenlerin Türk Ceza Yasası’nın 217. maddesi uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngören iddianamede, bildirgenin basına yansımış olması nedeniyle öğretmenlere verilen cezanın arttırılması da isteniyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ABD’DE MAHKEMELİK OLMUŞTU • ABD’nin Kaliforniya eyaletinde ateist bir babanın açtığı davaya bakan San Francisco İstinaf Mahkemesi, öğrenci andında geçen ‘Tanrının emrindeki millet’ sözünün, ‘dinsel inanca’ atıfta bulunduğuna, bu yüzden kilise ile devlet işlerinin ayrılmasını öngören anayasaya aykırı olduğuna karar vermişti. Öğrenci andı, Amerika’nın keşfinin 400’üncü yıldönümü dolayısıyla 1892’de Baptist rahip Francis Bellamy tarafından yazılmış, “Allah’ın emrindeki millet” sözü ise 1954’te İke Einsenhower’ın başkanlığı döneminde anda eklenmişti. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“MAKBUL VATANDAŞ”, BASKICI “ANDIMIZ” • “İlkokul çocuklarında Atatürk algısı” konulu yüksek lisans tezini “Sevgili Atatürkçüğüm” adıyla yayımlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Esra Elmas, “Andımız” hakkında şunları söyledi: “Resmî söylemin kurguladığı “makbul vatandaş”ın bütün bileşenleri var bu andda. Türk olmak ya da kendini Türk olarak tanımlamak konusundaki güçlü vurgu, Türk milletinin varlığının bireyin varlığından daha önemli olması ve tüm bu bileşenlerin Atatürk’e referansla çocuğa öğretiliyor olması... Öncelikle bu, hiyerarşik olarak çocuğun dezavantajlı olduğu bir iletişim biçimi. İkincisi, farklı kültürlerin yaşadığı bir coğrafyada tek bir etnik kimliği öne çıkaran, milliyetçilik dozu yüksek bir uygulama. Bu ritüeli, okulda çocuğun tükettiği fiziksel ve zihinsel yapıyla birlikte ele alacak olursak, kısaca özgür bir birey olma potansiyelinin daha ilkokulda doğrudan sınırlandırıldığı söylenebilir. Baskıcı ritüeller bireyler için hakiki bir anlam yaratmaktan ziyade içi boşaltılmış semboller ve ezberlenmiş refleksler yaratmaktan öteye gidemiyor.”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
75 YILLIK ANT İKİ KEZ DEĞİŞTİ • İlkokullarda her sabah okutulan ant, eski Milli Eğitim bakanlarından Reşit Galip tarafından yazıldı. 1932 yılında bakanlık görevine getirilen ve bir yıl bu görevi sürdüren Reşit Galip, 23 Nisan 1933’te Çankaya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyaretinde, “Sabah çocuklara bir şey söylemek istedim o anda bu ant çıktı. Çocuklara armağanım olsun” diyerek, metni kendisine sundu.&lt;br /&gt;&#13;
Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu da 10 Mayıs 1933’te 101 sayılı kararı ile öğrenci andını uygulamaya koydu. Bu karara göre, öğrenciler andı her gün tekrar edeceklerdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
1972’DE İLK DEĞİŞİKLİK • Metin, 1972 yılında değiştirildi. 29 Ağustos 1972 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan İlkokullar Yönetmeliği’nde andda yer alan “budunumu” kelimesi “milletimi” olarak değiştirilirken, “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlayan cümle ile en sonda yer alan “Ne mutlu Türküm diyene” cümlesi eklendi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
1997’DE İKİNCİ DEĞİŞİKLİK • “Andımız” 1997 yılında ikinci kez değiştirildi. Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 10. maddesi ile yeniden düzenlenen ant son halini aldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ALINTI: &lt;a href="http://www.taraf.com.tr/haber.asp?id=13380"&gt;http://www.taraf.com.tr/haber.asp?id=13380&lt;/a&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>taraf, türküm, türküm doğruyum, andımız, türküm doğruyum davalığım, turk, türkler, kurt, zaza, arap, alevi, láz, çerkez, gürcü, abaz, etnik, etniklik, etnisite, laik, laiklik, demokrasi, and, okul, ilkokul, ilkogretim, ögretim, eğitim, dusunce, fikir, türk olmak, ne mutlu turkum diyene, yasak, yasaklar</category><pubDate>08 Aug 08 00:39:46 GMT</pubDate><guid>http://paylasim.mylivepage.com/forum/1356/898/%3D%3D%20T%C3%BCrk%C3%BCm%20Do%C4%9Fruyum%20Daval%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20%3D%3D</guid></item></channel></rss>
